banner
banner

Medya Lokum | Biga Haberleri

banner

Bugün Hıdırellez

Bugün Hıdırellez
banner
İbrahim Dizman
İbrahim Dizman( ibrahim.dizman@medyalokum.com )
06 Mayıs 2020 - 22:21
banner

ZAMANIN İZİ

Çoktanrılı dönemin Balkanlar ve Ortaasya ile Anadolu’yu buluşturan geleneği Hıdırellez ne güzel bir görenektir…Umudun, iyiliğin, yaşama sevincinin simgesidir. Söylenceye göre Hızır ile İlyas bugün buluşup birlikte gezerler ve dolaştıkları her yerde yeşillikler biter, çiçekler açar, güneş her yeri aydınlatır… Gerçek bahar bugün başlar yani… Biga’nın çokkültürlülüğü içinde, geçmişte Hıdırellez kutlamalarının çok renkli, zengin ve tarihsel olduğunu biliyoruz. Benim kuşağımın aklında genellikle Kapanbelen ve Akkayrak’taki piknikler kalmıştır ama hafızası güçlü  arkadaşlarımız bilir ki bu şenlikler geceden başlardı. Ben eskilerin Dubaalan dedikleri semttekileri hatırlıyorum, hemen her mahallede şenlikler yapıldığını da biliyorum. Beş yıl önce İsmail Şen’le sözlü tarih çalışması yapmış ve bu konuyu da sormuştuk. Hafızalarımızı tazelemek için “Tanıklar ve Belgelerle Biga’da Sosyal Yaşam” adını verdiğimiz kitaptan paylaşmak istiyorum.

5 Mayıs akşamı için, geçmişin tanıklarından Hikmet Dizman Dönmez şunları söylüyor:

O akşamı sabırsızlıkla beklerdik. Gündüzden küçük taşlar toplardık. Akşam hava kararmaya yakın bahçelerdeki gül ağaçlarının dibine gider ve ne diliyorsak, neyin olmasını arzu ediyorsak onun şeklini o küçük taşlarla çizerdik. Eskiden evler hep bahçeliydi ve bahçelerde mutlaka gül de olurdu; o yüzden gül ağacı bulmakta sıkıntı olmazdı. Olmayanlar da komşuların bahçelerine giderdi. İstenilen şeyler genellikle hayatımıza ait şeylerdi. Örneğin ilkokul ya da ortaokuldayken biz okul şekli çizerdik, yani üniversiteye gidebilelim diye. Büyüklerimiz mesela ev şekli çizerdi, ev sahibi olmak için; erkeklerin araba şekli çizdiklerini bilirim. Gençler de ev çiziyorsa bu onların evlenme isteğini gösterirdi. Akşam hava kararınca da mahallelerde ateşler yakılırdı. O ateşlerin üzerinden atlardık. Üç kere atlarsak dileklerimizin yerine geleceğine inanırdık. Daha sonra bütün mahalleli o ateşin çevresinde eğlenir, sohbet ederdi. Bu kutlamaların Roman Mahallesinde çok daha geniş ve eğlenceli olduğunu duyardık, hatta sesleri de gelirdi ama pek gitmezdik, çekinirdik.

Şükran Gönülhan da Hıdırellez ve mahalle eğlencelerini şöyle anımsıyor:

Bizim mahallemiz Romanların mahallesine yakın. O nedenle onların geleneklerini, eğlencelerini de az çok biliriz. Hıdırellezde bir adamın posta sarınmış ve yüzünü gözünü boyamış halde gösteriler yaptığını hatırlıyorum. Bir de Romanların, eski bağbozumu törenlerine karşılık gelebilecek bir eğlenceleri vardı bizim çocukluğumuzda. Şöyle ki; bizim mahallemizde bir dibek taşı vardı, Ulu Cami’nin olduğu meydanda. Sonbahar başında Romanlar dibek dövmeye gelirlerdi topluca. İşlerini bitirdikten sonra hep beraber çalar söyler, eğlenirlerdi.

Hıdırellez gününü izleyen pazar günü başta Kapanbelen olmak üzere Akkayrak, Abdiağaköyleri civarları bütün Bigalılarca doldurulurdu. Bir anlamda panayırın provası gibi olurdu; satıcılar, eğlenceler, yeme içme yerleri. Neredeyse her ağacın altında bir aile. Sabahın ilk ışıklarıyla gidilir, yenilir içilir, eğlenilir, ateşler yakılır ve akşam hava kararırken dönülürdü.

Sabriye Dizman: Hıdırellez akşamı mahallede herkesten yüzük toplanırdı. Her bir yüzük takvim yaprağı içine sarılırdı ve bir çömleğin içine doldurulurdu. Bu çömlek bir bahçede gül ağacının dibine konurdu. Sonra ateş yakılır, dümbelekler çalınıp oynanır ve ateşin üzerinden atlanırdı. Akşamdan yapılan eğlencede piyes gibi oyunlar da olurdu. Sadece kadınlar yapardı, erkekler karışmazdı, onlar uzaktan seyrederdi. Mesela bir kadın ve gelinlik kızı rolü olurdu. Bir kız imam kılığına girer, gelir kızı ister ama annesi ‘Ben imama kız vermem’ derdi. Seyirciler sopayla imamı kovalardı. Başka bir genç kız papaz kılığına girer, gelir, anne ona da kızını vermezdi. Bir başkası yüzünü gözünü boyar Arap kılığına girip gelir kızı ister yine vermezdi annesi. En sonunda bir genç kız sarhoş taklidi yaparak gelir ve kızı isterdi. Anne bu sefer ‘Sarhoşlar eğlenceli olur, verdim gittim kızı’ derdi. Hep beraber gülüşürdük. Sabah güneş doğmadan ise genç kızların öncülüğünde toplanılır ve mahallemizde arka bahçe denilen boş bir arsaya gidilirdi. Orada takvim yapraklarına sarılı yüzükler tek tek çıkarılırdı. Takvim yapraklarında maniler olurdu, kimin yüzüğü hangi manili kâğıda sarılmışsa onun şansı olurdu o. Maniler yüksek sesle okunurdu. Ardından dümbelekler çalınır ve oynamaya başlanılırdı. O kadar erken olurdu ki bunlar yapılırken daha güneş doğmamış olurdu. Bazıları da aynı saatte çay boyuna gidip yeşil dal toplarlardı, söğüt dalı. Sonra bunları kapılara takarlardı. Çay boyunda da eğlence yapılırmış ama ben hiç gitmedim oraya, bilmiyorum.

Hıdırellezle ilgili olarak Ekrem Yalçın şunları hatırlıyor: Hıdırellez Abdiağa, Akkayrak ve Kapanbelen’de yapılırdı. Şimdi hemen hemen aynı ortam devam ediyor ama Kapanbelen’e değil genelde Abdiağa’ya gidiliyor. Önceden büyük hazırlık yapılırdı. 3-4 aile beraber arabayla gidiyorduk. Bu pikniklerde içki içilirdi. Ben de içiyordum. İçkisiz olmuyordu. Yiyecek hazırlığa gelince; genelde köfte oluyordu ya da kuzu, oğlak çevirme yapardık. Kapama da çok yaparlardı. Soğuk mezeler; zeytinyağlı patlıcan, biber dolma en başta gelirdi.

Ersin Çuhacı da Hıdırellez günlerini anımsayanlardan:

Hıdırellez apayrı bir güzellikti. Onu anlatmak çok kolay bir şey değil. O zamanlar zaten Hıdırellez daha çok Kapanbelen altında yapılıyordu. Kamyonu olanlar kasaya tüm mahalleyi toplar sabah erkenden giderdi. O zamanlar yer kapma olayı vardı. Şimdiki gibi özel araç pek fazla yoktu, dolmuşlar sürekli git gel yapar, insanları o alana götürürdü. Ama orada sırt sırta oturursun. Muhabbet, muhabbet, muhabbet… Ah dünyanın en güzel şeyi o! Olmazsa olmaz! Ama hiç kavga, dövüş gibi karışık olaylar olmazdı. Jandarma gezerdi ama gezse ne olur? Tabi araç sayısı artınca alkolün de etkisiyle akşam dönüşünde biraz sıkıntılar oluşabiliyordu.

Melih Akyıl da Hıdırellez pikniklerini hatırlayanlardan:

Hıdırellez önce mahallede kutlanırdı. Eğlenceler yapılırdı. Dilekler dilenir, çay boyuna gidilirdi. Ancak asıl eğlenceler Sarıkaya’dan başlayıp Kapanbelen’e kadarki bölgede yapılırdı. Orada da erken yer kapma yarışı olurdu. Önceden hazırlanan yiyeceklerle gidilirdi. Çok erken gidenler kahvaltısını da orada yapardı. Lokanta gibi açıkta yemek yapanlar, çevirme yapanlar ve satanlar da olurdu. Gazoz satılırdı buzlu kovaların içinde. Bu piknikler de çabuk bitmezdi, mutlaka hava kararırdı. Güneş batınca ateşler yakılırdı, eğlenceler ateşin çevresinde devam ederdi.

 


escort kizlar

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.