Medya Lokum | Biga Haberleri

banner

Sesimi duyan var mı?

Sesimi duyan var mı?
Sema Esen
Sema Esen( sema_esen17@hotmail.com )
07 Temmuz 2020 - 13:54
banner

İnsanlık ölmüştü ancak tarihi hayattaydı. Yaşayan bu tarih yaşanan pek çok acıya tanıklık etti. İnsanlık dramına. Kan donduran katliamlar, mide bulandıran vahşetler ve hiç bitmeyen o gösterişli savaşlar. Yaşam değişmişti ama insanlık değişmedi. Habil ve Kabil ile öldü ilk insanlık. Kabil’in kardeşi Habil’i öldürürken hissettiği kin, nefret ve hırs kendisinden sonra gelen nesillere aktarılmış olacak ki; bu vahşet hiç durmadı. Kimsede durduramadı ya da buna gücü yetmedi. Habil gibi katledildi insanlar. Kimi duygularından, kimi bedeninden, kimi dininden, kimi zihninden kimi ise yokluğundan vuruldu. Ölüm yani bedensel yok oluş kesindi, nerede ve nasıl olacağı bilinmemekle birlikte. Doğal yollarla dünyaya gelen birinin Kabil gibiler yüzünden ölmesi de konuya dâhil. Elâzığ depreminde ölenlerde. Bu ve diğer depremlerde ölenler Habil’in arasında ki tek fark zaman. O insanları öldüren deprem yani doğa değil insanlığın acı tarihi oldu. Evet, doğa bizden intikam alıyordu. Bu doğru. Ancak doğa bizden intikam alırken bizde onun üstüne gitmedik mi? Onun tüm öfkesinin üstüne beton binalar yığdık. Öfkesi arttıkça, tepesi attıkça sağa sola savruluyoruz. Öfkesine defalarca kez tanık olmamıza rağmen tüm hırsımızı bunun önüne koyduk. Doğanın bir suçu yoktu bunda. Tüm utanç biz insanlara ait. Deprem olup insanlar öldükten sonra tüm imkânlarını seferber eden bir devlet, açgözlü inşaat firmaları, ucuz işçilik, bedava insan hayatı. Bunların hangisinde doğanın suçu var. Afet durumlarında çalışmaları için binlerce insana eğitim verildi. Yine aynı afetlerde kullanılmak üzere binlerce teçhizat edinildi. Doğal ya da yapay bir afetin sebep olduğunu sonuçlara kolay göğüs germek ve yaraları sarmak için. Büyük bir deprem hattının üzerinde uyumamıza rağmen afetlerin öncesi için değil de sonrası için hazırlık yapıyoruz. Yani evleri insanların başına yıkılıp altında can verdikten sonrasını önemsiyoruz. Nasılsa yıkıldı, kentsel dönüşümle yenisini yaparız diyoruz. Hani her yer açgözlü inşaat firmalarıyla dolu ya! Onlar yerine yenisini yapar. Sanki olacakları önceden bilen birisi var ve bizi buna alıştırmaya çalışıyor. Tüm olacakları en başından kabullenmemizi istiyor. Yavaş yavaş bizi bu sona hazırlıyor tıpkı Kabil’de biriken kin gibi. Sonra bizde sanıyoruz ki kocaman bir hükümet insanlık için seferber oldu. Yardıma muhtaç olana el uzattı. Hepsi kocaman bir yalan. Ulusal karakterimizin alt yapısı varda üst katlar kaçak. Nasıl can vermesin insanlar. Altında kaldığımız Kabil gibilerin öldürdüğü insanlık, yıkılan binalar değil. Altında kalan ise ucuza giden insan hayatı. Bir beton yığınının üzerinde bir grup kahraman; sesimi duyan var mı? Beton yığınının altına girmeden önce kim duydu ki bu insanların sesini? Biraz insanlık vardı onun da müteahhit malzemesinden çaldı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.