Denemekten vazgeçme!

Nedir içinde bulunduğumuz her durumda sonucun hep aynı olacağını düşünmemizdeki neden?

Bilimsel olarak açıklamasına baktığımızda adını ‘Öğrenilmiş çaresizlik’ olarak duyarız hep. Peki nedir bu terim?

Bir çok örnekle karşımıza çıksa da; en bilindik örnekleri hayvanlar üzerinde gerçekleştirilen deneylerde göz önüne serilmektedir.

Fil deneyini bir çoğumuz biliyoruz. Bilmeyenler için; Fil yavrusu, kalın bir kazık ile bağlandığında kaçış imkanı yoktur. Ne kadar dener ise denesin, sonuç hep aynı. Yavru fil kurtulamaz o kalın kazıktan, defalarca denemesine rağmen. Aradan zaman geçer, yavru fil büyür, gelişir, hortumuyla koca bir ağacı yerinden kaldıracak güce sahip olmasına rağmen, her kazığa bağlandığında teslim olur ve karşı koymaz asla. Sebebi daha önce tüm denemelerinin sonuçsuz kalmasıdır.

İnsanlar da böyle işte. Hayatımızın belirli dönemlerinde çok fazla çaba gösteriyoruz. İstediğimiz şeylere sahip olma adına. Bu çabalar boşa gittikçe hırsımızın yerini olmayacağına dair  teslimiyet alıyor. İnancımız kalmıyor ve yapamama korkusu sarıyor maalesef. Heves ve istek duygumuz azalıyor, başarısız olmaya olan tahammülümüz yok oluyor. Değişen onca şeye rağmen sonucun aynı olacağına olan inancımız neden köreltiyor bizi?

Denemekten vazgeçme!

Unutmayın pişmanlık insanın kendine yaptığı en büyük kötülüktür. ‘Keşke’ kelimesinin verdiği vicdan rahatsızlığı altında ezilmemek için bile isteğimizi hep diri tutmak zorundayız. Dünyaya ‘Gençken çok hayalim vardı, imkanım yoktu; şimdi imkanım var ama hayalim yok’ demek için gelmedik..

Evet, çok denedin.

Evet, çok başarısız oldun.

Evet, güçsüz hissettin kendini, ama zaman geçti. İmkanların arttı.

Sen bile aynı sen değilken sonuç neden aynı olsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir