Dünyayı iyilik kurtaracak

Tesadüfî açtığım bir belgeselde tanıdığım, ufkumu, kalbimi, ruhumu aydınlatıp umuduma çiçekler eken bir kadından bahsedeceğimden oldukça mutlu ve heyecanlıyım. İsmi, Sezi Kalkavan. Yüzlerce çocuğa annelik yapan, sayısız hayatın içinde bulunan, hayatı yaşarken mücadele veren insanlara yol arkadaşı olan, yeryüzü meleği diye adlandırdığım biri.

O, iş hayatında oldukça başarılı bir kadın. Uzun yıllar çalıştığı yerlerde yöneticilik yapmış. Fakat yardıma ihtiyacı olanı görmezden gelemeyip, o insan için bir şeyler yapabilme isteği çok önceki yıllardan geliyor. Üniversite eğitimindeyken gördüğü ayakkabı boyacısı bir çocuğun hayatına dokunduğundan beri kendini hep daha fazlası için çabalamış. Yurt içinde sayısız okula, öğrenciye, aileye yardım köprüsü olmuş. Bundan yaklaşık 6 yıl öncesinde Afrika düşmüş aklına. Gana’da “Senya Beraku” diye bir balıkçı köyünde bulduğu bir yetimhane-yatılı okulda bulmuş kendini. Buraya dair hiçbir planı yokmuş. Buranın çocuklarını, insanlarını, köylerini yaşarım, belki kendime bir şeyler katarım diye düşünmüş. Yola bu düşüncelerle çıkmış. Fakat oraya ayak bastığından beri hayatı değişmiş. “Ben kendi içimdeki Afrika’yı buldum. Afrika’ya bir kere ayak basan bir insanın aynı insan olarak kalması mümkün değil.”diyor.

“Ne kadar farklı insanlar var, ne kadar farklı hayatlar var. Belki bizim bir şeylerimiz var ama onlarda yok. Onlarda neden olmasın? Hiçbir zaman hadi paylaşalım hadi yardım edelim birilerine bir şeyler verelim diye aklımdan zerre böyle bir düşünce geçirmedim. Bu insanları tanımayı, onların hayatına eşlik etmeyi, varsa elimizde avucumuzda, kalbimizde hadi paylaşalım diye yola çıktım. Sonra ailem, arkadaşlarım, öğretmenlerim, çevrem beni destekledi.” diyor. Akabinde çoğalıyor, birçok gönüllü ona eşlik ediyor, yol arkadaşı oluyor. Bir de dernek açıyorlar adına da “Şimdi” adını veriyorlar. Hadi hemen şimdi, vaktimiz yok dercesine.

Çocukların içlerindeki sevgiden, doğallıklarından ve Afrika’daki çocukların unutulmuşluğundan, çok etkilenmiş. Onlarca çocuğu var. Sarılması, şefkati, kalbindeki yeri kendi çocuklarından öte sanki. Tüm sorunlarıyla ilgileniyor onların. Yemeğiyle, eğitimiyle, konaklamasıyla, okul sıralarıyla, sağlık sorunlarıyla, geleceğiyle.  Günü kurtarmaktan ziyade geleceğini kurtarma peşinde. O yüzden bir Lise inşaatında canla başla çalışıyor. Kadınlara meslek atölyeleri kuruyor. Kıtanın en büyük sorunlarından biri olan temiz su sıkıntısına çözüm buluyor.

Ona şu soru çok soruluyormuş, “ Ülke içinde de yardıma muhtaç çok yer var iken neden Afrika?” diye.

Şöyle cevap veriyor. “ Ağrı’nın bir köyüne, Erzurum’un bir köyüne, sınırdaki mayınlı bir köye de gittim ben. Fakat bir şehir değil, bir köy değil. Kıtanın bütününde yaşanan çok ciddi bir yoksunluk, unutulmuşluk var. Sistematik biçimde ciddi yoksun bırakılmış topraklar. Neden bu çocuklar bu halde, neden bu ülke bu halde. Bizler durmadan tüketiyoruz. Bakıyorum burada insanlara ne kadar az şeyle yaşadığını görüyorum, ne kadar çok paylaştığını görüyorum buna rağmen ne kadar mutlu olduğunu görüyorum ve sonra kendi gündelik dertlerimi… Dedim ki ben bu çocuklar için ne yapabilirim? Elbette bütün dünyada etki alanımız olamaz. Ama bu çocukları artık bırakıp gidemem.”

Hayatını umuduna bağlayıp, emekleyerek dağları aşmak yaptığı belki de… Konuştuğumuzda herkes üzülüyor, herkes memnun değil, herkes rahatsız dünyanın halinden. Fakat yeterince kimse üzülmüyor, o yüzden değişmiyor bazı şeyler. Oturduğumuz yerden ah, vah etmekle değiştirebildiğimiz ne oldu ki? Eşitlik duamız “Allah yardımcıları olsun” diyip geçmek başka sohbetlere. Adaleti kendimiz sağlama duygusu sürekli vicdanımızdan kovuşturduğumuz bir düşünce. Ama ne yapabiliriz, elimizden ne gelir, dünyayı biz mi değiştireceğiz diyoruz ya hep? Elbette değiştiremeyeceğiz. Buna kimsenin gücü yetmez. E maddi olanağımız da zaten bize yetmiyor. Tabii biz de haklıyız… Fakat sizinle bir şey paylaşmak istiyorum. Gana’da yapılan okulda alınan malzemelerden bir torba çimentonun tutarı 10 Lira. Çoğu insanın yerde gördüğünde üzerine basıp geçip gideceği bir tutar.

Belgeseli izlerken hayatımda en gerçek şeylerden birine kulak verdim. Şunları söyledi Sezi Hanım : Şöyle bir algı var. Bir insan bir şeylerini başka biriyle paylaşıyorsa onda çok olmalı. Hayır, onda çok olmasına gerek yok. Siz 1.000 Liranızın 10 Lirasını vermiyorsanız, inanın 10.000 Liranızın 100 Lirasını da vermiyorsunuz. Vermek sahip olduğunuzun çokluğuyla ilgili bir şey değil. Dünyadaki sorun yokluk sorunu değil, çokluk sorunu. İşte o arada köprüyü kurduğunuz zaman değişim başlıyor. Yardım değil, sadaka değil, verkaç değil, anlamaya çalışınca zaten empatiyle birlikte hizmet geliyor.”

Bireysel başladığı bu süreçte kocaman bir aileyle devam ediyor şimdi yoluna. Daha güçlü daha umutlu daha inanarak… Birileri için yardım etmeye başladığında görmüş o da, dünyanın kötülüğüne kayıtsız kalamayanların ne kadar çok olduğunu. Aynı zamanda iyiliğinde kalplerde dağıla dağıla büyüdüğünü. O hiç korkmamış yola çıkarken. Dünyanın iyiliğine güveniyorum diye başlamış her şeye. Yolunda, henüz emeklerken bakmış birçokları yanında yürüyor. Belki çok yakında nicelerle bir zincir gibi eklene eklene koşacaklar adaletin çağrıldığı yere. “Yıllar önce Afrika’da bir köyüm olacağını hayal bile edemezdim.” diyor.  O halde hayal edilirse kim bilir neler neler olur.

Çocuklar: dünyanın umudu, açan çiçeklerimiz, yarınımız, bir sonraki günümüz. Onlara karşı sorumluyuz, örneğiz,  dünyayı sevmeleri bizim onlara iyi bir hayat bırakacağımızla ilgili. Ne kadar iyi bir dünya bırakırsak eminim onlar da bizden daha iyi dünya bırakacak gerilerinde. Bu da sevgi, ilgi ve eğitimle olacak…

Nazım Hikmet’in Nerden Gelip Nereye Gidiyoruz şiirinden küçük bir alıntıyla veda etmek istiyorum.

İnsanlar sizi çağırıyorum :
kitaplar, ağaçlar ve balıklar için,
buğday tanesi, pirinç tanesi ve güneşli sokaklar için,
üzüm karası, saman sarısı saçlar ve çocuklar için.

Çocukların avuçlarında günlerimiz sıra bekler,
günlerimiz tohumlardır avuçlarında çocukların,
çocukların avuçlarında yeşerecekler.

Not: Belgesel: TRT Belgesel- Dünyayı İyilik Kurtaracak

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir