banner
banner

Medya Lokum | Biga Haberleri

banner

Kelimelerin arasına saklanan yazar

Kelimelerin arasına saklanan yazar
Saadet Avcı
Saadet Avcı( saadet.avci@medyalokum.com )
13 Eylül 2020 - 16:23
banner

Bu yazıya Sabahattin Ali’nin bir alıntısıyla başlamak en uygunu diye düşündüm. “Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku.”  Zamanında bir çocuk, etrafı onu sıktığında kelimelerin arasına saklanmış. Okumuş da okumuş. O zamandan beri hala orada yaşıyor. Şu an tek farkla, hem okuyor hem de yazıyor.

Hasan Ali Toptaş, 1958 yılında Denizli’nin Çal ilçesine bağlı Baklan kasabasında yaşama başlar. Onun duygusal, içli, içe dönük hali çocukluğundan gelir. İlkokuldayken bazı hafta sonları, minibüs şoförü olan babasına muavinlik yapıp yardım eder. Fakat yolculardan yol ücretini isteyemeyecek kadar çekingen olduğundan bu konuda babasıyla anlaşamadıkları olur. İlkokul ikinci sınıftayken başının arkasında çıkan yara onu edebiyata düğümleyen bir vesile olur. Yara yerindeki saçların dökülmesinden kaynaklanan avuç büyüklüğündeki saçsız yeri bir cep aynasına benzetir. Ayna gibi saçtığı ışıltının, yürüdüğünde kerpiç duvarlarda oynadığını, yanından geçen insanların yüzüne gözüne yansıdığını düşünür. Bu durumdan bir hayli üzülür, utanır. Bir gün arkadaşlarının yanına oynamaya gittiğinde, arkadaşlarından biri onu göstererek “bakın aynalı geliyor” der. O günden sonra tüm arkadaşları ve kasabadaki yetişkinler de ona ‘aynalı’ diye hitap etmeye başlar. Bu olayla ilgili şöyle diyor: “ O cümle kasabanın öteki ucuna kadar değil, dünyanın öteki ucuna kadar gitti, yankılandı ve herkes duydu.” O yaşta onu derinden üzen, gururunu kıran bu olay onun uzun süreli mutsuzluğuna sebep olur. O sıralarda kasabaya bir adam gelir. Postacılıktan emekli olup memleketine dönen Halil Ahmet amca çocuklara gazoz, poğaça ve küçük küçük hikaye kitapları satmaya başlar. Tam burada diyor ki: “Aslında kitapların da yazarlar tarafından okurlara yazılmış birer mektup olduğunu düşünürsek, postacı Ahmet amca kendisini emekli etmemiş. O yazarların mektuplarını bize ulaştırmaya çalışıyordu.” Günün birinde ondan bir kitap satın alır. Bu kitabın adı ‘Konuşan Katır’dır ve kahramanın adı da Hasan’dır. Kitaptaki kahraman, kötü kalpli büyücüler tarafından bir katıra döndürüldüğünde, adının Hasan olduğunu avazı çıktığı kadar bağırıp çağırsa da sesini kimseler duymaz.  Kitaptaki Hasan’ın katıra hapsoluşunu, Aynalı lakabına hapsoluşuna benzetir. Kitabın içinde barındırdığı duygudaşlık onu oldukça etkiler. Bunu inandığı ‘Edebiyat Tanrısının’ kurguladığına inanır.  “Utanıyordum Aynalı lakabından ama nereye saklanacağımı bilmiyordum. Bu kitap bana nereye saklanacağımı da işaret etti. Benim yerim kelimelerin arasıydı.”

Saklandığı yerde kaldıkça kalıyor. Halil Ahmet amcadan aldığı kitaplar bittiğinde, Kemalettin Tuğcu’nun külliyatını bitirir. Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir ve birçok yazarın kitaplarını bitirir.  Ortaokulda bu yazarları Hemingway, Balzac, Tolstoy, Kafka takip eder. 13 yaşındayken Türkçe öğretmeni bir portre yazmasını ister. O da her gün evlerinin önünden geçen komşusu keçi çobanını tasvir eder. Ve tesadüfen onun da adı Kel Hasan’dır. Yazdığı portreyi çok beğenen öğretmeni onu okulun duvar gazetesine asar. Bu durum karşısında çok sevinen ve gururlanan küçük Hasan Ali, kasabanın bakkalından bir defter alıp roman yazmayı düşünür. Okumak saklanmaksa yazmak da saklanmaktır diye düşünür. Ve başlar romanına. Romanın adı önceden bellidir: Tahayyül Çemberi.  Fakat o roman yarım kalır ve onu hiçbir zaman tamamlayamaz. Bu zamana kadar yazdığı 8 romanının, o yarım kalmış romanı tamamlamak için yazdığını düşünüyor. Bir yandan da tamamlanamayacağının farkında.  Ortaokul bittiğinde Lise eğitimi için Çal Lisesine kayıt yaptırır. Burada birkaç arkadaşıyla kerpiç bir evde yaşamaya başlar. Birkaç öykü yarışmalarından aldığı ödülle bir yıllık ev kirasını ve harçlığını çıkarır. Lise yıllarında Bekir Yıldız’ı okumayı çok sever ve tüm kitaplarını defalarca satır satır dikkatle okur. Bekir Yıldız’ın Denizli’ye geleceğini öğrendiğinden ondan görüşmek için bir randevu talep eder. Yanına Bekir Yıldız’a okutmak istediği bir öyküsünü alır. Nihayetinde buluşup, çay içerler. Öyküyü okuyan Bekir Yıldız, Hasan Ali Toptaş’a kibarca, “İstersen artık beni okuma.” der. Bunun ne demek olduğunu bir süre sonra fark eder. Hasan Ali Toptaş, yazılarının aynı Bekir Yıldız gibi yazdığını anlar. Bu etkiden kurtulması 4-5 yılının alır. Sonrasından kendi sesini bulduğuna inanır.  Lise bittiğinde, 1975’te Uşak Meslek Yüksekokuluna başlar fakat sağ-sol çatışmaları onun eğitimini bitirmesine müsaade etmez. İlerleyen yıllarda Sincan Vergi Dairesinde icra memuru olarak atanır. Ona göre bir iş değildir. Onun üzerinde kirlilik duygusu uyanıdır ve bu işten kurtulmak ister. Kütüphane memuru olmak için Kültür Bakanlığına başvurur fakat Türkiye’nin hiçbir yerinde boş kadro yoktur. Mecburen görevine devam eder. İşten çıkıp eve gittiğinde kaleme sarılacağı anın hayaliyle bitirir tüm mesai saatlerini. Bir yandan çalışıp bir yandan yazar hep. Kitaplarını hiç yayınlama maksadıyla yazmaz. Yazmayı sevdiği,  hayatının bir parçası olduğu ve bunu yaparken de kendini en rahat hissettiği yerde, kelimelerin arasında olduğu için.  Kitaplarını bastırması için arkadaşları ikna eder onu çoğu zaman. Basılmaz, çekmecelerde istif olur. Zaman zaman dergilerde yazamaya başlar, çok geçmeden dergiler kapanır. Maliyetini kendi karşıladığı bir kitap yayınladığında maalesef hayatında bir değişiklik göremez. İsveç’teki bir arkadaşı ondan ‘Yalnızlıklar’ kitabını istemiş ve orada bir yere sunacağını söyler. Kitap kabul gördüğünde, Türkiye’de yayımlanması için parasal destek verilir. Çok beğenilen bu kitap bir Türk yönetmen tarafından Hollanda’da ve bazı Avrupa ülkelerinde tiyatroda sahnelenir. Gölgesizler adlı romanı da sinema filmi olarak uyarlanır. Birbirinden güzel kitaplarını yayınmaya hızla devam eder. Halen edebiyatseverlerin hayatında, büyük bir iştahla yeni kitaplarının yayınlamasını beklediği çok değerli bir yazarımız. Su gibi tertemiz Türkçesiyle akıp giden sözleri, tadına doyulmayan lezzetli betimlemeleriyle süslediği cümleleri, sıradan bir hikayenin ne kadar sıradan bakılmayacağı ve ondan gördüğüm niceleri. Naçizane örneğim, güzeller güzeli “Kuşlar Yasına Gider” kitabı.  Ve bu kitabı, tanışmak isteyen herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

Geçen yıl Çanakkale’ye kitap fuarına geldiğinde büyük bir heyecanla gitmiştim yanına. İşte o zaman onun çok değerli bir yazar olduğunun yanında çok değerli bir insan olduğunu anladım. İnce ruhu, hassas kalpliliği, herkese gösterdiği alçakgönüllülüğü ve beyefendiliği onu tanıyan tüm insanlar tarafından bilinen ve takdir edilen karakter özellikleridir. Yaşadığımız dünya zamanında hiç egosu olmayan bir yazar varsa o şüphesiz Hasan Ali Toptaş’tır. Çekingen ve ürkek bir ruh hali yıllarca onu söyleşilerden uzak tutmuş. Onca kalabalıkta heyecanlanıp fazlaca konuşmaktan endişelenmiş. Son dört yıldır önceki yıllara göre daha aktif, imza günlerine katılıp okurlarıyla buluşuyor.

Alman yazar Stefan Weidner şöyle diyor: “Sadece Hasan Ali Toptaş okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer.” Ne şanslıyız ki, onu okumak için bir lisan öğrenmek zorunda değiliz. Onun Türk Edebiyatına bir armağan olduğunu, edebi dünyasının emsalinin olmadığını ve onu okuyan birinin bazı şeylere aynı yerden bakmayacağına eminim.

Hasan Ali Toptaş’ın Türk edebiyatına kattığı o güzel eserleri:

Roman

  • Sonsuzluğa Nokta (1993)
  • Gölgesizler (1995)
  • Kayıp Hayaller Kitabı (1996)
  • Bin Hüzünlü Haz (1998)
  • Uykuların Doğusu (2005)
  • Heba (5 Nisan 2013)
  • Kuşlar Yasına Gider (2016)
  • Beni Kör Kuyularda (2019)

Öykü

  • Bir Gülüşün Kimliği (1987)
  • Yoklar Fısıltısı (1990)
  • Ölü Zaman Gezginleri (1993)
  • Geçmiş Şimdi Gelecek (2016)

Çocuk romanı

  • Ben Bir Gürgen Dalıyım (1997)

Şiirsel metin

  • Yalnızlıklar (1990)

Deneme

  • Harfler ve Notalar (2007)
  • Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha da Yalnız (2014)

Ödülleri

  • 1992 Kültür Bakanlığı Roman Ödülü (Mansiyon) (Sonsuzluğa Nokta)
  • 1992 Çankaya Belediyesi Öykü Ödülü (Ölü Zaman Gezginleri)
  • 1994 Yunus Nadi Roman Ödülü (Gölgesizler)
  • 1999 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü (Bin Hüzünlü Haz)
  • 2006 Orhan Kemal Roman Ödülü (Uykuların Doğusu)
  • 2013 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü(Heba)
  • 2016 Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü (Kuşlar Yasına Gider)
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.