Erbakan’ın damadından koronavirüs iddiası ve Turist Ömer eleştirisi

Erbakan’ın damadından koronavirüs iddiası ve Turist Ömer eleştirisi

Yeniden Refah Partisi Biga İlçe Başkanlığı’nın Genel Kurulu’nda konuşan Yeniden Refah Partisi Genel Merkez Mali İşler Başkan Yardımcısı, MKYK Üyesi ve Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın damanı Mehmet Altınöz bir konuşma yaptı. Damat Altınöz, koronavirüsün laboratuvar üretimi olduğunu ve aşıyla ilgili de dünya nüfusunun azaltılması ile ilgili bir proje olduğunu iddia etti. Ak Parti hükümetini ekonomi konusunda eleştiren Altınöz; “Biz konuşmalarımızda Hz Ömer gibi icraatlerimizde turist Ömer gibi olmayacağız” dedi.

Erbakan’ın damadı ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Mehmet Altınöz özetle şunları söyledi:

KOVİT 19 İÇİN “NÜFUS AZALTMA PROJESİ” İDDİASI

“Kovit 19 da tamamen onların yapmış olduğu bir operasyon. Dünyada yeni bir dönem başlatıyorlar. Yok efendim Çin’de bazı insanlar yılan yiyorlarmış. Hepsi palavra. Hiçbirine inanmayın. Hepsi palavra. Bu tamamen onların yapmış olduğu bir virüs. Laboratuvar ortamında ortaya çıkarılmış. Dünyayı kasıp kavuruyor. Onlarda zaten acıma yok. Siyonistler dünyada yaşayan 7 milyar insanın 6 milyarı ölmeli diyorlar. ‘1 milyar insan bu dünyaya yeter’ diyorlar. Materyalist onlar. Bunlar dünya üzerindeki her şeyin tanımını kendilerine göre yapıyorlar. Bunlar kovit 19 meselesini ortaya çıkarttılar. İnsanlar korkuyor. Annesinin elini öpemiyor. Evladına sarılamıyor. Annenizi toprağa veremiyorsunuz. Dünyanın hepsi bu noktada. Peki nereye gidiyor bu durum? Aşıya doğru gidiyoruz. Dünya Sağlık Örgütü “Aşı vurulmazsa kimse, üçüncü dalga yolda’ diyor. Siyonizmin adamları bunlar. Dünyada bazı yerlere siyonizmin izin vermediği kimse gelemez. Bu anlattıklarım hikaye değil, masal değil. Anlattığım her şey matematik. Bir komplo teorisi olduğunu zannetmeyin. Bu aşıyla alakalı bizim bildiklerimize göre Siyonizm temsilcileri aşıyı vurarak nüfusu azaltacak. 2050 yılında 10 çiftin 9’unun çocuklarının olmamasıyla ilgili projeleri var. Bu mümkün. Bu aşı ortaya çıktığında vurdurmak istemediğinizde pasaport vermeyecekler. Çocuğunuzu okula yazdırmak istediğinizde koronavirüs aşısı soracaklar. Uçak bileti alamayacaksınız. Kamuda bir işin olacak, o işi yaptırmayacaklar. Bu tedbirlere biz karşı değiliz. Yanlış anlaşılmasın. Bu başka bir konu. İşin nereye gittiğini anlatmak için bunları anlatıyorum. Aşıyı size vurduracaklar. Bu aşı vurulduktan sonra aşının içinde ne olduğu belli değil.”

“1 TRİLYON DOLAR BORÇ”

“Bunun çözümü, inşallah ilk yapılacak erken seçimde şu anda Türkiye’nin en genç parti genel başkanı olan 40 yaşındaki Necmettin Erbakan beyi cumhurbaşkanı yapacağız ve siyonizmle en etkili mücadeleyi vereceğiz. Görünen o ki, erken seçim yapılacak. Türkiye’nin bugün itibariyle iç ve dış borcu 1 trilyon dolara yaklaştı. Önümüzdeki 1 yıl içinde ödenmesi gereken rakam 200 milyar dolar. Mevcut hükümetimiz maalesef işin içinden çıkamıyor. Hazine bakanımız istifa etti. Yerine başka bir isim geldi. Fakat hükümet yetkililerimiz aralarında nasıl istişare ediyorlar bilmiyorum. Siz istediğiniz kişiyi hazine ve maliye bakanı olarak getirin. Sistemin kökü çürük. Sistemin kökündeki çürümeyi ortadan kaldırmadığınız müddetçe bu meselede çözüm bulmak mümkün değil. Biz bunları kardeş olarak söylüyoruz. Türkiye’nin şu anda icra etmiş olduğu ekonomik sistemin yanlış olduğundan bahsediyoruz. Ak Parti iktidara geldikten sonra çok önemli icraatler yaptı. Biz bu icraatleri takdir ediyoruz. İnanç özgürlüğü anlamında sayın cumhurbaşkanımızın başta olmak üzere başörtüsünün kamuda serbest kalmasıyla ilgili görüyorum. Bakıyorum. Kamuda başörtülü kardeşlerimiz var. Öğretmen, hakim, savcı… Allah razı olsun onlardan.”

“AK PARTİ YILDA 30 MİLYAR DOLAR FAİZ ÖDÜYOR”

“Peki ekonomik olarak baktığımızda Ak Parti’nin ilk iktidara geldiğinde çeyrek altın kaç liraydı? Matematik konuşuyoruz. Çeyrek altın Ak Parti iktidara geldiğinde 22 TL idi. Şu anda çeyrek altın 40 kat arttı. 840 TL civarında seyrediyor. İnanılır gibi değil. Türk Lirası maalesef bugün üç tane sıfır atılmasına rağmen kredibilite açısından dünyanın en değersiz para birimlerinden biri haline geldi. Ak Parti iktidarı Türkiye’de 240 tane kamu iktisadi teşekkülünü sattı. Bunların içinde şeker fabrikaları var, çimento fabrikaları, çok büyük kamu kurum ve kuruluşları var. Bunlar 68 milyar dolara satıldı. Osmangazi Köprüsü yapıldı. Bu hizmeti yapanlardan da, inşaatında çalışanlardan da, imza atanlardan da, sayın cumhurbaşkanımızdan da Allah razı olsun. Bu da Erbakan hocamızın projelerinden bir tanesiydi. Avrasya Tüneli ve Çanakkale Köprüsü de Erbakan hocamızın projelerindendi. Devlette hizmetin devamı esastır. 68 milyar dolar toplandı. Peki bu para nerede kullanıldı? Son 18 yılda devletimizin yatırımlarına baktığımızda hava limanları, köprüler, hastaneler var. Allah razı olsun. 68 milyar doları bir teraziye koyalım. Osmangazi Köprüsü’nün yapım maliyeti 1,2 milyar dolar. Yani o parayla yaklaşık 60-65 tane Osmangazi Köprüsü yapardık. Peki nereye gidiyor bu para? Ak Parti hükümetlerinde her yıl 30 milyar dolar faiz ödeniyor. Faize gidiyor bu paralar. Matematik konuşuyorum. Duygusal konuşmuyorum. Derdimiz kimseyi yermek değil, ama bir tespiti de burada yapmak zorundayız. Faizci kapitalist sistemin getirdiği yükü ortaya çıkarmak için bunu anlatıyoruz. Ak Parti hükümetleri şu ana kadar yaklaşık 550 milyar dolar faiz ödedi. İnanılır gibi değil. Çok büyük bir rakam.”

“KATARLAR YERİNE HALKA ARZ EDİLSEYDİ…”

“Merkez Bankası çok borçlandı. Merkez Bankası’nın durumu maalesef toparlanacak gibi değil. Borsa İstanbul’un geçen hafta yüzde 10’u satıldı. Kaç liraya satıldı, hangi şartlarda satıldı, bilmiyoruz. Madem Borsa İstanbul’un yüzde 10’unu satacaktınız, keşke halka arz etseydiniz. Bakın Aselsan çok kuvvetli bir kuruluş. Aselsan’ı çok beğeniyoruz ve çok takdir ediyoruz. Çok başarılı işler yapılıyor. Paraya ihtiyaç vardı, Aselsan halka arz edildi. Vatandaşlar Aselsan’dan hisse satın aldılar. Biz niye bunu Katarlar’a satıyoruz. Bizim halkımızın yastığının altında altınlar da var, dolarlar da var, Türk Lirası da var. Biz hep birlikte devletimize hizmet etmeye hazırız. Devlet bizim devletimiz. Millet bizim milletimiz. Bu ülke çaresiz değil. Artık umut var. Artık çare var. Artık Yeniden Refah Partisi var.”

YENİDEN REFAH’IN EKONOMİ REÇETESİ

“Biz bu meseleyi nasıl çözeceğiz. Reçete çok da zor değil. Biz Erbakan hocamızın döneminde havuz sistemine geçmiştik. Bundan 25 yıl önce 6 ayda 30 milyar dolar kaynak bulmuştuk. Derhal havuz sistemine geçeceğiz. Ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. İsraftan kaçınacağız. Tasarruf ekonomisine geçeceğiz. Vatandaşımıza acı reçeteyi uygulatırken en başta bizler, devleti yönetenler, devleti yönetmeye talip olanlar, bu acı reçeteyi uygulayacağız. Yazık, günah. Halkımız yoruldu. Özellikle bu virüs döneminde halkımız çok yoruldu. Biz iktidara geldiğimiz zaman her ihaleyi canlı yayınlayacağız. Bir şikayeti olan gelecek, şikayet edebilecek. Her şey şeffaf olacak. İthal ekonomisinden ihracat ekonomisine geçmek zorundayız. Şu konuşmuş olduğum mikrofon ithal. Kalem ithal. Cep telefonu ithal. Kırtasiye malzemelerinin hepsi ithal. Türkiye, tüketim ekonomisi oldu. Biga’dayız. Biga’da tarım ve hayvancılıkta katma değerli üretime geçilecek. Çok kıymetli ürünleriniz var. Et ve süt ürünlerini çok kıymetli. Yaklaşık 110 bin ton süt üretiyorsunuz. Türkiye’nin çok lezzetleri arasında etiniz. Biz coğrafi işaretleme sistemi ile sizlerin peynirini, domatesini, pirincini, kavununu, biberini daha katma değerli hale getireceğiz. Türkiye’de üretilen hemen hemen her ürüne coğrafi işaretleme alacağız. Biz dünyanın en güçlü ülkelerinden biriyiz. Nedir bizim bu gücümüz? Gençlerimiz. Türkiye nüfusunun yüzde 65’i 35 yaşın altında. Biz gençlerimizi aktif hale getirmek zorundayız. Gençlerimizin büyük çoğunluğu işsiz. Bizim parti genel merkezinde en çok zorlandığımız konulardan biri de bu. İşsiz gençlerimizi derhal yatırım, üretim yaparak istihdama dahil etmek zorundayız. Bizim için en önemli konu adil yönetim. Biz konuşmalarımızda Hz Ömer gibi icraatlerimizde turist Ömer gibi olmayacağız.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir