escort bayan

Temmuz 29, 2021

Şükrü Erbaş’ın en güzel türküsü

Ömür Hanım

Güzelliğin geçici olmadığını senden öğrendim

Emeğin aşktan büyük bir hazine olduğunu senden

Zaman kaküllerinden doğar topuklarından batardı

Al yeşil soluğum,yarasına döndüğüm,sözümün sahibi

Sevmenin dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim

Şükrü Erbaş’ı ilk bu şiiriyle tanıdım, sonrasında hayran olmamak elimde değildi. Çok güzel bir sevda yaşadım onu okurken, zaten insan okuduğu sevdayı yaşamazsa onu okumamış sayılmaz mı ? Şiirlerini bazen  bir kuşun kanadında dünyayı gezer gibi sevmenin hür oluşuyla okudum, bazen de ürkek bir serçenin kalp çarpıntısındaki hüzün ve korkuyla…

Önce kendisinden biraz da olsa bahsetmek isterim.

Şükrü Erbaş, (1953, Yozgat), Türk şair ve yazar. 1953’te Yozgat’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini Yozgat’ta tamamladı. Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümü’nden 1978’de mezun oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi’nde memurluk ve yöneticilik yaptı, bu kurumdan emekli oldu. Yarın dergisi yazı kurulunda görev yaptı (1984). Edebiyatçılar Derneği’nde yöneticilik görevinde bulundu (1993-1999). Şair, halen Antalya’da yaşamaktadır. Birçok şiir ve deneme türünde eserleri bulunmaktadır. Ödüllerine değinmeden geçmek istemem; 1987 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü, 1996 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü, 2002 Ahmed Arif Şiir Ödülü, 2005 Ömer Asım Aksoy Şiir Ödülü, 2012 17. Altın Portakal Şiir Ödülü, 2016 Dağlarca Şiir Ödülü,2018 Behçet Necatigil Şiir Ödülü.

Ona ödüllerini sorarsak şayet o bunlardan bahsetmek yerine ömür hanımından bahseder, şüphesiz benim en değerli ödülüm odur der.Canından çok sevdiği eşi Hatice Erbaş’a Ömür Hanım diye sesleniyor. Ömür Hanımı, yıllar önce göçüp gitmiş bu dünyadan. Üstelik Şükrü Erbaş’ı yanına alamadan. Her ne kadar öyle görünse de “Yalnızlığımın annesi, İnsan ölünce yalnız ölmüyor” diyor Şükrü Erbaş. Her an ölümün yolunu gözlüyor, arkasına yaslanıp bir müjdeyi bekler gibi bekliyor hem de “ölüm… kapım ardına kadar açık” diyerek. Ömür Hanımsız yaşayamıyor, hayatta fakat yaşamıyor hatta gülmeyi bile hak görmüyor kendine “bir gün ağzından uzak gülerse ağzım, Tanrı gökyüzüyle boğsun beni “ diyor. Ömür Hanıma koşuyor sık sık , mezarına ektiği ağacın dallarını öpüyor tek tek, Ömür Hanımı öpmelere doyamadığından. Sonra eve koşar adım gidiyor. Onu, Ömür Hanımı evde bekliyor diye. Hem ölümü yaşıyor hem de ölüme inanmıyor. Evdeki eşyaların yerlerini değiştirmiyor, değiştirmeye de izin vermiyor. Eşyaların yerleri ne kadar değişmezse Ömür Hanım o kadar bu evdedir diyor. Sevgiye tutunuyor, sevdasında yaşam buluyor, ölüm onu bu yüzden bulamıyor, kalbi hala sevda dolu yaşamaya değer bir kalp diye “insan seni yaşadıktan sonra, ölüm de bir aşk Ömür Hanım” diyor. En uzun ağıt Ömür Hanım. Bitmiyor, yitmiyor, ölümle kavgası, ömrünü alıp götürdüğüne isyanı, onlarca soru dilinde, gelmeyecek cevapları bildiği halde soruyor da soruyor…

Çengeli mezarına asılı

Bir soruyum dünyanın ortasında

İnsan neden ölür Hatice?

Ölüm neden vardır?

Herkes boşluğun fotoğrafı

Bir bilen yok

Ömür Hanımı, dünyanın en güzel veda cümlesini kurarak veda ediyor Şükrü Erbaş’a ” İyi ki seninle yaşadım dünyayı” diyor.

Ömür Hanım geride bırakıyor onu. Ömür Hanım şiirlere dönüşüyor,kalbimizin üzerine tohumlar bırakıyor. Ölümü öldürmüyor,yaşatıyor.

Bir sözü var ki okuduğumda epey bağrıma bastım “neyi yitirmişse insan en güzel onun türküsünü söyler” diyor. Ömür Hanım,Şükrü Erbaş’ın en güzel türküsüdür…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir