GÜNDEM

"1/50.000 - Çanakkale Rant İlanı"

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102. Maddesi Uyarınca 18 Eylül 2020 Tarihinde Onaylanan 1/50000 Ölçekli Balıkesir-Çanakkale İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı büyük tartışmalara yol açtı. Askı süre...

“KIYILARIMIZI KÜRESEL SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKECEKLER” Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın düzenlediği ihale ile özel bir şirket tarafından Balıkesir-Çanakkale İlleri 1/50.000 Ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planı hazırlandı. Bu plan kapsamında Yerel Yönetimlerin yetkileri ellerinden alınarak, yerli ve yabancı yatırımcıların yapacakları yatırımlara bakanlık onayıyla yapılmasının önü açılacak. Mimar İsmail Erten söz konusu planın yasallaşması halinde Çanakkale ve Balıkesir’in kıyılarının ranta kurban edileceğini açıkladı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çanakkale ve Balıkesir İl Müdürlüklerinde 09.11.2020 tarihinde askıya çıkan bir plan yereldeki sivil aktivistlerce fark edildi. 9.12.2020’de askı süresi biten plana itiraz amaçlı Balıkesir ve Çanakkaleli bir grup uzman, akademisyen ve sivil aktivistleri bir araya gelerek itiraz gerekçelerini kapsayan metni oluşturdu. Söz konusu metin en geniş STK, Meslek Odası, Yerel yönetime, ilgili kurum ve kuruluşlar ile duyarlı yurttaşlara iletildi ve itiraz edilmesi istendi. Ciddi bir miktarda yapılan itirazlar sonucu henüz kesinleşmedi ancak Mimar İsmail Erten, Aynalı Pazar okuyucuları için Balıkesir ve Çanakkale’nin tüm kıyılarını kapsayan 1/50.000’lik Bütünleşik Kıyı Alanları Planını değerlendirdi. HİÇ BİR YETKİLİNİN HABERİNİN OLMADIĞI KIYI PLANI 1 Ay askıda kalan Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın kamuoyu, STK ve hatta Belediye Başkanlarının dahi bilgisi olmadan hazırlandığını açıklayan Mimar İsmail Erten; “Söz konusu plan ne zaman kim tarafından hazırlandığını kimse bilmiyor. Bildiğimiz şey Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu planı bir firmaya ihale etmiş. İhaleyi alan firma’da Balıkesir’in Bandırma kıyılarından başlayarak, Biga, Karabiga, Lapseki, Çanakkale Merkez, Gelibolu yarımadasının tamamı, Gökçeada, Bozcaada, Eceabat, Ezine, Geyikli, Gülpınar, Ayvacık, Assos dahil, Küçukkuyu, Akçay, Edremit, Burhaniye, Gömeç, Ayvalık, Altınova dahil, yani İzmir’in Dikili sahillerine kadar olan yüzlerce kilometrelik bir alanı kapsıyor. Tabi bu kadar büyük bir alanı kapsayan bir Bütünleşik Kıyı Alanları Planından birilerinin haberdar olması gerekir. Ancak bunu hazırlayan firma ne bir STK ile görüşmüş, ne bir Belediye Başkanıyla, ne bir kaymakamın haberi var ne de buralar ile ilgili olarak kamu kurumlarının. Eminim ki, askıya çıkmasa Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün bile böyle bir plandan haberi olduğunu sanmıyorum” dedi. “KIYI PLANI AMA..YEREL YÖNETİMLERİN YETKİLERİNİ ELİNDEN ALAN BİR PLAN..” Mimar İsmail Erten Bakanlıkça hazırlatılan Bütünleşik Kıyı Alanları Planı ile Balıkesir ve Çanakkale’nin tüm kıyılarının büyük bir tehdit altında olduğuna dikkat çekti. Hazırlanan Planın kapsamı ile ilgili bilgi veren Mimar İsmail Erten; “Bütünleşik Kıyı Alanları Planı adıyla hazırlanmış bu plan çok tehlikeli. Örnek vereyim; Çanakkale il merkezinde kordon boyu var, yeni kordon var. Plan sadece bu kısımları almamış; Çanakkale İl Merkezinin tamamını, Belediye sınırlarının tamamını plana dahil etmişler. Kordon Boyunu değil, Sarıcaeli, Saraycık gibi yerleri de plana dahil etmişler. Mesela Gökçeada ve Bozcaada’nın tamımı planın içine dahil edilmiş. Gökçeada’nın tam ortasında bulunan Zeytinli Köyü de plana dahil edilmiş, Bozcaada’nın Boztepe’si de.. Kıyıdan belli miktarı almamışlar; bir yerde 100 metre diğer yerde 10 kilometre içeriyi kapsamış, sınırsız bir şekilde Belediye Sınırlarını komple dahil etmişler. Mesela Gelibolu’nun tamamı bu plana dahil edilmiş; haliyle Milli Parkı da kapsıyor. Planın geneline baktığımızda ise; yerel yönetimler yani Belediyelerin ve Çanakkale İl Özel İdaresinin köylerdeki ve kırsal kesimlerdeki yetkilerine bir müdahale yapılıyor. Plan yerelin yetkisini gasp etmek için hazırlanmış. Buradaki amaç sanırım Belediyelerin, İl Özel İdarenin yetkilerinin elinden alınarak Ankara’ya devredilmesini içeriyor” dedi. “AYNISI İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNE YAPTILAR” Mimar İsmail Erten yerel yönetimlerin yetkisinin elinden alınmasına bir örnek olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesini gösterdi; “Bilindiği gibi bir bölgeye sanayi tesisi, turizm tesisi, yeşil alan yada konut imarı için karar verici yer Belediye Meclisleri, belediyelerin yetkisi dışındaki alanlara da İl Özel İdareleri imar değişiklikleri yapabilirler. Plana baktığınızda Kıyı Belediyelerinin yetkilerinin elinden alınma planlamasıdır. Bunun bir denemesi geçen aylarda İstanbul Büyükşehir Belediyesine yapıldı. Boğaziçi Kanunu kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları dâhilindeki Boğazın her iki yakasındaki sahil kesimindeki alanların tasarrufu Merkezi idareye bağlandı. Böyle şeyleri çok yapıyor bu hükümet. Yetki gaspı yada yetkiyi yerel yönetimlerin elinden almayı çok yapıyorlar.” “YOĞUN İTİRAZLAR OLDU” Mimar İsmail Erten Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın askıda olduğunu fark eder etmez yerel yöneticileri uyardıklarını açıklayarak, plana itirazların yoğun bir şekilde gerçekleştiğini söyledi; “Biz buna itiraz ettik; bir karar verilecekse yerel yöneticilerin, STK’ların fikri, görüşleri alınmalıdır. Bu kapsamda yerel yöneticileri de uyarmak istedik; dikkatli olun yetkilerinizi elinizden almasınlar. Uyarılarımızın da karşılığı verdiklerini söyleyebilirim. Kıyı belediyelerinin büyük bir çoğunluğu plana itiraz ettiler. Balıkesir ve Çanakkale Mimarlar Odası da yoğun çaba göstererek itiraz başvurusu yaptığını biliyorum. “PLANDAKİ EN BÜYÜK TEHLİKE: BELİRSİZLİKLER” Plan ile Yerel yönetimlerin yetkilerinin gasp edilmesinin daha tehlikeli olan şeyin ise Belirsizlikler olduğuna dikkat çeken Mimar İsmail Erten; “Bana göre planın asıl adı Belirsizlikler Planı’dır.Mesela neye göre bu sınırlar belirlendi? Planın raporlarına baktığımızda; bunun ipuçlarını, gerekçelerini bulamadım. Neden bir yerde 200 metre iken bir başka yerde 10 kilometre içeriye girmişler karasal bandı kapsamışlar anlayamadım. İkinci belirsizlik; planla birlikte yapılacak yatırımların mekansal alanları belirtilmemiş. Diyor ki; Bozcaada-Çanakkale bölgesine iki tane kurvaziyer limanı yapılacak. Bu kurvaziyer gemileri öyle küçük gemiler değil; Kepez limanına bile bazen yanaşmakta güçlük çekiyorlar. Bu iki liman nerede yapılacak bilgisi yok. Tanımda Bozcaada-Çanakkale arasında diyor. Plan demek; bir şeyin nereye yapılacağını göstermelidir. Bu planda işlenen hiçbir yatırımın yeri belirtilmemiş. Mesela Biga-Karabiga bölgesinde Yük Limanı yapılacak. Buna gerekçe olarak Maden ve Sanayinin lojistik olarak aktarım yeri olması. Buradan yapılacak altın madenciliği, bakır madenciliği götürülüp limandan gemilere yüklenecek, başka yerlerde işlenecek. Tamam da yük limanı tam olarak nerede yapılacak belirtilmemiş. Fiziksel bölge yok, şurası denmiyor.” “BU PLAN KÜRESEL SERMAYEYE DAVET MEKTUBUDUR” Siyasi otoritenin yabancı yatırımcılara çağrı yaptığına dikkat çeken Mimar İsmail Erten, söz konusu planın Yabancı Sermayeye davet mektubu olduğunu söyledi. Erten; “Bütünleşik Kıyı Alanları Planında süreç devam ediyor; belki diyecekler ki ‘biz bu alanları planda işleseydik arsa rantı yaşanabilirdi’ şeklinde. İşte o bölgede arsa satışları artmasın diye… ama böyle olduğu zamanda Bu Plan Küresel Sermayenin Çanakkale ve Balıkesir Bölgesine Yatırım Amaçlı gelmesinin cazibe belgesidir, küresel sermayeye davet mektubudur. Liman, Kurvaziyer Limanı, Yük Limanı elbette önemli ama bunlardan daha önemlisi Yat Limanları ve Marina’lardır. Bu bölgeye çok ciddi bir şekilde Yat Limanı ve Marina önerisinde bulunuluyor. Hemen hemen her alana Yat Limanı önerisi var. Bu da küresel sermayeler için önemlidir” dedi. “BELEDİYEDEN DAHA FAZLA YATIRIMCIYA YETKİ VEREN PLAN..” Bütünleşik Kıyı Alanları Planı ile ilgili düşüncelerini aktaran Mimar İsmail Erten; “Türkiye’de Marina ve Yat Limanı işletmelerinin büyük çoğunluğu büyük sermayenin elindedir. Aynı şey küresel anlamda yapılacak yük limanlarıdır. Mevcutlar özelleştirildi, yeni yapılanları ise yabancı yatırımcılar yapıyor veya işletiyorlar. Denizle alakalı tüm bunların yanı sıra bu yatırımlar doğrudan kıyıda devasa tesisleri de içeriyor. Hiçbir Yat Limanı veya Marina denizde yapılmaz; orada yapılacak duba vs.’nin on katı kıyıda yapılır. AVM’ler, Oteller, Barlar, Kafeteryalar gibi yerler ile turizmin kıyıdan karaya kaydırılmasıdır. Bu sebeple ben bu planı Küresel Sermayeye davet mektubu olarak görüyorum, Çanakkale merkezli, hem marina gibi deniz ve hem de kıyı karasal alanlarda turizm yapılaşmana hizmet etmeye yönelik bir plan olarak görüyorum. Plan öyle bir hazırlanmış ki; belediyelerden daha çok sanki yatırımcıya yetki veren bir plan izlenimi uyandırıyor” dedi. BOZCAADA VE GÖKÇEADA AÇIKLARINDA TEHLİKELİ ATIK GEMİLERİNE BEKLEME ALANI.. Bütünleşik Kıyı Alanları Planında deniz kirliliğine, çevre kirliliğine sebep olabilecek alanlar yapıldığına da dikkat çeken Mimar İsmail Erten; “Mesela planda Çanakkale’nin turizmi için büyük değerler olan Bozcaada ve Gökçeada ciddi kirliliklere sebep olabilecek şeyler var. Bozcaada’nın Poyraz’a kapalı olacak kesiminde, Gökçeada’nın belli yerlerinde Tehlikeli atık taşıyan gemilerin bekleme alanları tespit edilmiş. Öbür taraflarda tehlikeli atık taşımayan gemilerin bekleme alanı demişler. Ben bunu ilk kez görüyorum, denizde böyle bir alanla belirtilmesini… bu çok tedirgin edici bir şey; Bozcaada, Gökçeada gibi Saros Körfezi açıklarında böyle şeylerin yapılması endişe vericidir” dedi.