Balon haddinden fazla şişerse patlar!

KIYIDA KÖŞEDE BİR YER

İnsan bu, haddinden fazla yerse o da patlar!

Bu durum üzerine birçok atasözü ve deyiş Türk literatüründe mevcut. Örnek olması adına 'Azı karar, çoğu zarar...' atasözünü şuraya bırakayım. Atasözü denilince ne olduğunu ilk öğrenimini tamamlamış her birey anlar ve anlamlandırır. Yine de Türk Dil Kurumu'nun tanımlamasını paylaşmak istiyorum:

"Ataların, uzun denemelere, gözlemlere dayanan yargılarını genel kural, bilgece düşünce ya da öğüt olarak veren ve kalıplaşmış bir biçimi olan, kamuca benimsenmiş kısa, özlü söz."

TDK atasözü tanımlamasını bu şekilde yapıyor. Balon ve insan haddinden fazla şişer ya da şişirilirse patlar. Bu konuya yazının sonunda tekrar döneceğim.

Seçim startı verildiğinden beri, devletin tüm imkanlarıyla propaganda yapan iktidar, en güçlü rakibine türlü iftira ve pespaye bir dille saldırıyor. Halbuki hala Cumhurbaşkanı olan sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın her seferinde; 'Çık karşıma', hatta 'Seni engelliyorlar ise ben yardımcı olayım' gibi davetleri oldu. Şimdi ise bir elinde kutsal kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'i alıp 'Biz Allah'tan emir alıyoruz, bunlar Kandil'den!' diyerek kantarın topuzunu kanımca haddinden fazla kaçırmış olduğunu belirtmekte fayda var. Zira elinde tuttuğu Kur'ân-ı Kerîm dünyanın yüzde 23'ünün yani 1 milyar 570 milyon kişinin inandığı dinin, kitabıdır. O kitap; Allah'ın tüm insanlara hitabıdır. Siyaset malzemesi olsun diye indirilmemiştir.

Bakara Suresi 79'uncu, 174'üncü, 264'üncü ayetler, Al-i İmran Suresi 78'inci ayet, En'am Suresi, 93'üncü ayet ve Tevbe Suresi, 34'üncü ayetler dini kendi çıkarı için kullananlar için inmiştir. Lütfen açıp okuyunuz! Özellikle Al-i İmran Suresi 78'inci ayeti lütfen okuyunuz!

Önümüzde ne savaş var ne de başka bir şey! Seçime gidiyoruz. Savaşa değil. Bu milleti kutuplaştıran dil ve nefret dili ne zaman son bulacak? Seçimleri Ak Parti ve Recep Tayyip  Erdoğan kazanırsa milli irade, muhalefet kazanırsa siyasi darbe! Ya ben öz kardeşimle siyaset konuşamıyorum. Ülke zaten bölünmüş! Daha ne kadar ve kim bölebilir?

Mülteci kampına dönen memleketi; bu hale getiren muhalefet mi? El insaf... Kendi askerine güvenmeyen bir başkomutan gördünüz mü? Ya kendi vatandaşına sırf kendisine oy vermiyor diye, ona vatan haini, dinsiz diyen bir lider(!) gördünüz mü?

Bir oyum var. Kimsenin fikrini değiştirmek gibi bir gayem yok. Zaten istesem de değiştiremem. Benim doğrum başkası kabul ettiği zaman artık onun doğrusudur. İlk sahibi gibi ister savunur, ister savunmaz. İster dile getirir, ister getirmez. O bireyin bileceği iştir. Benim isyanım baskıya, ötekileştirmeye, nefret diline...

Ülke olarak saygı ve sevgiyi kaybettik. Kendimize olan, çevremize olan saygıyı kaybettik. Dolayısıyla toplum olarak saygınlığımızı kaybettik. Cumhurbaşkanı; cumhur=halk demektir. Halkın başkanı halkına çürük, sürtük falan der mi? Büyük bir kesimin teveccühünü kazanan siyasi rakibine sırf kafiyeli oluyor diye zillet denir mi? Bunu söylerken hem millet ittifakına teveccüh gösteren millete zillet diyerek, o milletten nasıl oy isteyebilirsiniz?

Bu millet nasıl size teveccüh gösterip iktidar yaptıysa, artık tercih etmiyorsa saygı duymak gerekir. 21 yılın sonunda muktedir iken muhteris diye muhalefete  suçlama yapmak, hangi hezeyan ve çırpınış ile adlandırılır? Artık yeter. Söz Büyük Türk Milleti'nin...

BALON ŞİŞER, İNSAN ŞİŞER VE PATLAR!

Ben şiştim. Ve patladım. Sevgili yazı işleri müdürü ve imtiyaz sahibi arkadaşlarım, bugüne kadar ne yazdıysam virgülüne dokunmadan yayınladınız. Bu zamana kadar yazım yayınlanır mı? Ne zaman yayınlanacak? Lütfen yayınlayın! gibi ne sorularım ne de isteğim oldu. İlk defa bir isteğim olacak. Bana don ve fanila.. Yok yok. İsteğim bu olmayacak. Allah var, gam yok. Sizinle sohbet ettiğim yazımın bu kısmı dahil lütfen bu zamana kadar yazılarıma uyguladığınız tarifeyi uygulamanız. Tarife demişken hala benim sizden kaç para aldığımı merak edip, yolda çevirip bana soranlar var. İlk yazılarından birinde belirtmiştim. Sanırım münazara mı, münakaşa mı, ediyoruz? başlıklı yazımda olması lazım. Merak edenler o yazımı okuyup öğrenebilir.

Bir de yıllık abonelik borcum 600 TL mi, yoksa 1.000 TL mi? Gazetenin abonesiyim diye o kadar reklam yaptık. Borçlu kalmayalım.

Evet sevgili okur. Seçimlere 6 gün kaldı.

Bu süre zarfında yapmaya çalışacağım şey şu olacak!

Aklımı kafatasımın içinde tutmak..

Saygıyla.