İYİ Parti Biga İlçe Başkanı İlhan Öztürk ve yönetimi, görevden alınmalarının ardından parti binası önünde kapsamlı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Öztürk, görevden alınma sürecine ilişkin Çanakkale İl Yönetimi ve Milletvekili Rıdvan Uz'a yönelik sert eleştirilerde bulunarak yaşananların bir "uyumsuzluk" değil, sistematik bir dışlama olduğunu savundu.
GÖREVDEN ALMA SÜRECİ VE GEREKÇELER
Açıklamasına 4 Mayıs 2026 tarihinde Genel Merkez tarafından onaylanan kararı 8 Mayıs Cuma günü öğrendiğini belirterek başlayan Öztürk, süreci şu sözlerle aktardı:
"Değerli basın mensupları, kıymetli Bigalı hemşehrilerim, İYİ Parti’ye gönül vermiş değerli dava arkadaşlarım; Bugün burada, şahsım ve yönetimim hakkında alınan görevden alma kararına ilişkin kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bulunuyorum. Edindiğim bilgilere göre bu kararın gerekçesi olarak; Çanakkale İl Başkanlığı, Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Rıdvan Uz ve Biga İlçe Başkanlığı arasında ‘uyumsuzluk’ olduğu ifade edilmiştir. Öncelikle şunu açık ve net bir şekilde ifade etmek isterim: Bizim görev süremiz boyunca ortaya koyduğumuz duruş; herhangi bir kişiyle kişisel çatışma, makam mücadelesi ya da şahsi hesaplaşma değildir. Biz yalnızca doğru bildiklerimizin, teşkilatımızın, Biga’nın ve bu partiye gönül vermiş insanların yanında durduk."
"BİN GÜN BOYUNCA EMEK VERDİK"
Yaklaşık iki buçuk yıl süren görev süresine değinen Öztürk:
"Yaklaşık iki buçuk yıl, yani bine yakın gün boyunca İYİ Parti Biga İlçe Başkanlığı görevini büyük bir gurur ve şerefle yürütmeye çalıştım. Bu süreçte aileme, özel hayatıma ve şahsi işlerime ayırmam gereken zamanı partime, teşkilatıma ve görevime ayırdım. Çünkü biz bu görevi bir makam ya da unvan olarak değil, memlekete hizmet etme sorumluluğu olarak gördük. Görev sürem boyunca gerçeklerin ve doğruların yanında, yanlışların ise karşısında durdum. Kimden gelirse gelsin yanlışa yanlış demekten çekinmedim. Bugün ‘uyumsuzluk’ olarak gösterilen hususların temelinde de aslında bu duruşun olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
"UYUMSUZLUĞUN MİMARI KİM?"
Öztürk, "uyumsuzluk" iddialarına karşılık parti içi hiyerarşiyi ve teşkilat yapısını hedef alan şu soruları yöneltti:
"Bu ‘uyumsuzluğun’ mimarı kimdir? Biga İlçe Teşkilatı’na haber vermeden Biga’nın Kemer Muhtarı ile görüşüp ardından Kemer köyüne ziyaret planlamak uyumsuzluk değil midir? Bu ziyaretle ilgili Karabiga Belde Başkanımıza ‘Biga Teşkilatı’na misilleme yaptım’ demek uyumsuzluk değil midir? 26 Nisan Pazar günü İYİ Parti Biga İlçe Teşkilatı’ndan habersiz şekilde Biga’ya gelerek yeni kurulacak yönetim için ilçe başkanı aramak uyumsuzluk değil midir? Çanakkale il yönetiminde görevli bir kişinin ‘Biz Biga İlçe Başkanı İlhan öğretmenin görevden alınması için hata yapmasını bekliyoruz’ demesi uyumsuzluk değil midir? Tüm ilçe başkanlarını Ankara’daki grup konuşmasına davet edip Biga İlçe Başkanı’nı davet etmemek uyumsuzluk değil midir? Tüm ilçe başkanlarını üst kurul delegesi yazıp, ‘Bana oy vermeyeceksiniz’ diyerek Biga İlçe Başkanı’nı yazmamak uyumsuzluk değil midir? Ankara’daki grup konuşmasına davet edilen ve 11 kişiyle katılım sağlayan kadın kollarımızın, Meclis koridorlarında karşılaştıkları Sayın Buğra Kavuncu ile tokalaşmalarından dolayı ‘O bizim vekilimizin düşmanı’ denilerek azarlanması uyumsuzluk değil midir? Hiçbir ilçenin yönetimine karışılmazken, Biga İlçe Başkanlığı’na ‘Bunu da yönetime alacaksın’ denilerek baskı yapılması uyumsuzluk değil midir?"
"TEŞKİLAT SİSTEMATİK ŞEKİLDE DIŞLANDI"
Yaşananların basit bir iletişim sorunu olmadığını vurgulayan Öztürk:
"Tüm bu yaşananlar yalnızca siyasi bir görüş ayrılığı ya da basit bir iletişim sorunu olarak değerlendirilemez. Burada açıkça Biga İlçe Teşkilatı’nın sistematik biçimde dışlanması, yok sayılması, baskı altına alınması ve itibarsızlaştırılması söz konusudur. Bu süreçte şahsım ve yönetimim üzerinde oluşturulan baskı, yalnızca bir görevden alma süreci değildir. Bu, emek veren bir teşkilatı sindirme, yalnızlaştırma, iradesini kırma ve parti içindeki varlığını zayıflatma girişimidir. Biz buna sessiz kalamazdık, kalmadık. Çünkü biz kimsenin adamı olmadık. Biz yalnızca milletimizin, teşkilatımızın, Biga’nın ve doğru bildiklerimizin yanında olduk." dedi.
"SAVUNMAMIZ ALINMADI, İRADE YOK SAYILDI"
Görevden alma yöntemini eleştiren Öztürk, 49 kişilik yönetimin iradesine vurgu yaptı:
"Seçimle iş başına gelmiş bir ilçe yönetiminin; savunması alınmadan, iddialar açıkça ortaya konulmadan, herhangi bir araştırma ya da soruşturma yapılmadan görevden alınması kabul edilemez. Eğer şahsımla ilgili bir iddia, hata ya da sorumluluk söz konusuysa, bunun parti tüzüğüne, teşkilat hukukuna ve usul kurallarına uygun şekilde ele alınması gerekirdi. Ancak burada yapılan, yalnızca bir ilçe başkanına yönelik bir tasarruf değildir. Seçimle oluşmuş 49 yönetim kurulu üyemizin de aynı kararla görevden alınması, Biga’daki seçilmiş teşkilat iradesinin tamamen yok sayılması anlamına gelmektedir. Bu durum ne adaletle, ne teşkilat hukukuyla, ne de vicdanla açıklanabilir."
"İYİ PARTİ KİMSENİN TAPULU MALI DEĞİLDİR"
Öztürk, partinin Çanakkale'deki yönetim anlayışına şu sözlerle tepki gösterdi:
"Bu nedenle bizim tepkimiz yalnızca alınan karara değil; bu süreci hazırlayan, yönlendiren, Genel Merkez’i yanlış bilgilendiren ve partimizi Çanakkale’de bu noktaya getiren anlayışadır. İYİ Parti, Çanakkale’de bazı kişilerin tapulu malı, mülkü değildir. İYİ Parti; milletin umudu olarak yola çıkmış, sahada çalışanların, emek verenlerin, fedakârlık yapanların ve gönül verenlerin partisidir. Bu parti; kişisel hesapların, dar kadro anlayışlarının ya da ‘az olsun, benim olsun’ mantığının gölgesinde yönetilebilecek bir yapı değildir. Çanakkale’de yaşanan sorunlar düzeltilmediği sürece, bu partiye çıkar beklemeden gönül veren insanlar birer birer kırılacak, küsecek ve partiden uzaklaşacaktır."
"BİZİ SAHADAN ÇIKARAMAZSINIZ"
Mücadeleye devam edeceklerini belirten Öztürk, konuşmasını şu çarpıcı ifadelerle tamamladı:
"Bilinmelidir ki bizi parti binasından çıkarabilirsiniz; ancak sahadan, Biga’dan ve bu memlekete hizmet etme irademizden çıkaramazsınız. Çünkü biz bu mücadeleyi makam için değil, memleket için verdik. Biga’da gidilmedik köy bırakmayan, her beldesinde teşkilatını kuran ve sahada güçlü bir varlık gösteren bir teşkilatın emeğini kimse yok sayamaz. 30 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca memleketin çocuklarına yalnızca ders anlatmadım; doğruluğu, emeği, ahlakı, memleket sevgisini ve haksızlık karşısında susmamayı öğretmeye çalıştım. Bugün görevden alınmış olabiliriz. Ancak doğruları söylemekten, yanlışların karşısında durmaktan, Biga’nın menfaatlerini savunmaktan ve bu memlekete için çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğiz."
(Haber Merkezi)