Sandıkta görüşürüz, Mesut Bey!

KIYIDA KÖŞEDE BİR YER

"Bu Pazar seçim olsa kime oy kullanacaksınız?"

Kamuoyu araştırma şirketleri geçtiğimiz aylarda harıl harıl bu soruyu sordu. İşte seçim olacak olan o Pazar, bu Pazar.

İlk oyumu 2002 seçimlerinde kullandım. Seçim 99'da askerlik görevimi yerine getirdiğim için oy kullanmadım. İlk oyum; bu haftaki yazımın başlığı ile ilintili bir tepki oyu olarak tarihteki yerini aldı. Benim oyum değerli, tıpkı seninki gibi... Şu 'Sandıkta görüşürüz, Mesut Bey' mevzusunu bilenler için kısaca bir hatırlatayım.

O dönem daha dünyada olmayan ya da kundak evrelerinde olan genç kardeşlerime de şöyle bir özetlemek istiyorum.

2002’de ANA-SOL hükümetinde yer alan Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz bir televizyon yayınında “Allah’ın izniyle bu sene Galatasaray’ı şampiyon yapacağız” demişti. Bunun üzerine sinirlenen Fenerbahçe taraftarı iç sahadaki ilk karşılaşması olan 17 Mart  2002’deki Malatyaspor maçında “Sandıkta görüşürüz Mesut bey” yazılı bir pankart açmıştı.

İstiklal marşı okunurken polis pankarta müdahale etti, ancak yayıncı kuruluş pankartı boydan boya gösterdi ve spiker pankartta yazılanı okudu. O gün polisin müdahalesi pankartı kaldırdı fakat “ANA-SOL istifa” tezahüratını susturamadı.

Akabinde malumunuz 2002 seçimlerinde AK Parti tek başına iktidar oldu. Bu durum elbette okyanusta bir damla idi. O dönem Fenerbahçe formam sırtımda ilk oyumu kullanmaya gitmiştim. Benzer bir protesto bu sene yaşanan deprem felaketi sonrasında Fenerbahçe - Konyaspor maçında yaşandı. Hükümet istifa sloganları, Beşiktaş tribünlerine ve oradan da birçok spor kulübünün trübünlerine sirayet etti.

DEPREM VE ENKAZ ALTINDA KALANLAR!

Kızılay Başkanı seçimlere iki gün kala istifa ettiğini açıklamış. 'Kızılay kurumu siyasallaşıyor' denildiğinde, 'hadi canım sizde' diyenler bu istifanın siyasi bir hamle olduğunu görmezden gelmeye devam edecek. Depremin yarattığı yıkım ile insanlar sokaklarda kalırken, insanlarımız soğuk hava şartlarında barınma sorunu yaşarken, Kızılay çadır satıyordu.

Bu haber kendi ağızlarıyla itiraf edilirken istifa etmeyi düşünmeyen beyefendi, seçimlere iki gün kala yaşanan rezalet ve utanç vesilesi olaydan 3 ay sonra istifa ediyor!

Eminim seçim olmasaydı bu istifa olmayacaktı. Pişkin pişkin koltukta oturmaya devam edecekti.

Bir de seçimlerde vekil aday adayı olmak için istifa eden Vali vardı! Deprem sonrasında enkazlar kalkmadan, yaralar sarılmadan, zemin etütleri yapılmadan, 'şu kadar konutun temelini atıyoruz' diye seçim propagandası yapıldı da istifa eden olmadı! Tekrar aday oldular, ne istifası yahu!

21  yıl boyunca onca felaket ve facia sonrasında hep kader planı diyenler, kendi şatafat ve zenginliklerini önceden planlayabilme kabiliyetini hiç kaybetmedi. Her felaketten sonra iban verdiler. Oysa devlet, onu oluşturan milletinin yanında olmalıydı.

Devlete hükmetmeleri için milletinin teveccühü ile hükümet olanlar, 21 yılda devletin salt kendilerine ait olduğuna inanan bir güruh halini aldılar. Onlar seçilmezse, ülke ve devlet elden gider bile dediler, diyorlar. Bu yozlaşmanın geldiği son noktadır. Yolsuzluklara göz yumanlar, yolsuzluğu yol edinmiş olanların şatafatlı hayatlarına uzaktan bakmaya hem de çok uzaktan bakmaya devam ediyor.

FENERBAHÇE FORMAM İLE SANDIKTA GÖRÜŞÜRÜZ

Bu Pazar seçim olsa oyumu kime kullanırım?

Kime oy kullanmayacağım çok belli.

Buna istinaden seçim propagandasında nefret, yalan, iftira dili kullananlar bu ülkeye ve milletine zarar vermeye, kutuplaşmayı körükleyen zihniyete devam ederken buna dur demek gerekir.

 'Durmak yok, yola devam   sloganı, bilinçaltının yansıması olduğunu düşündüğüm 'Doğru adımlarla yola devam'  haline evrildiğini ve 21 yılda atılan bir çok yanlış adımların itirafı olarak görüyorum. İnsanların duymak istediğini söyleyen ama gereğini yapmayan bir iktidar.

Örnek mi?

'Bu fakir (!) bu görevde olduğu sürece o rahibi teslim etmem!'

Duymak istediğiniz söz buydu. İcraatı sorgulamak hak getire. Onu da hatırlatalım. Bu sözü söylendikten çok geçmeden 12 Ekim 2018 yılında Rahip Brunson Vip olarak ABD'ye iade edildi!

'Lale devri nasıl bittiyse sülale devri de öyle bitecek' , 'birleşe birleşe kazanacağız' , 'Türkiye Hakkını Alacak', 'Türkiye Tarih Yazacak', 'Sana söz'  ve benzeri sloganlar bana samimi geliyor.

Oyumu bunlardan birine emanet edip, 5 yıl boyunca emanet ettiğim oyumun takipçisi olacağım.

5 yılın sonunda verilen sözlerin yerine gelip gelmediğini, bu zaman zarfı içinde yapılan yanlışlara en yüksek perdeden seslenerek, en azılı muhalif olacağımı da belirtmek isterim. İster oy verdiğim kazansın, ister vermediğim.

Oy vermenin onay vermek olduğunu gözardı etmeyen, yol olmuş yolsuzluklara en yüksek perdeden ses çıkaracak, yanlışı savunmak zorunda olmadığını bilerek, partisiz purtisiz biri olarak ve takım tutar gibi tuttuğum bir parti olmadığı için taraftarı olduğum ve bundan gurur duyduğum şanlı Fenerbahçe formam sırtımda bu Pazar günü sandıkta görüşmek üzere...

Ya da sandıkta görüşürüz Recep Bey!