29 Ekim kutlama programları esnasında Ressam Hasan Çağlayan’nın Kuvay-i Milliye konulu resim sergisinin açılışında Biga Belediye Başkanı Bülent Erdoğan, ‘Kuvvacı’ isimli bir kitaptan bahsetti ve o güne özel Atatürk Kültür Merkezi’ne gelenlere ücretsiz dağıtımını gerçekleştirdi.

Kitabın yazarının bu bölgeden olduğunu ve en önemlisi Kuvvacı kitabının Türk Edebiyatı Vakfı ve Kültür Bakanlığı’nın ‘En İyi Roman’ ödülünü aldığını söyledi. Ben de bir tane aldım ve 2 gün sonra okumaya başladım. ‘Kuvvacı’ Denince herkesin aklına aynı şey geliyordur artık. ‘Köprülü Hamdi Bey’.

Biga’nın şehit kaymakamı, aynı zamanda gurur duyduğu bir kahramanı. Evet öyle ama bu defa daha farklı anlatılmış. Ben Kuvvacı’yı okumadan önce ‘Kurtuluş Savaşı’nda Biga’ kitabını okumuştum. Oradan ve kulaktan duyma bilgilerin dışında kendi araştırdığım ve edindiğim bir bilgim yoktu. Tarih kitaplarına karşı da utanarak söylüyorum ama ilgim pek yoktur. Fakat Fazıl Sayın’ın kaleme aldığı Kuvvacı, klasik dönem romanları gibi değil. Hele de sahiplendiğiniz kahramanı okumaya başlayınca akıp gidiyor.

Neden bildiğimiz dönem romanları gibi değil, onu anlatayım.

fazılsayın3

Özel olarak kurgulamış. Kitabı okurken film izliyor gibi oluyorsunuz ve bir kahramanın sadece kazandıklarını değil; kaybettiğine, incindiğine, aşık olduğuna, yanlış insanlara güvendiğine ve hatta egolarına tanık oluyorsunuz. Yani insani taraflarıyla bir bütün oluşturulup, insan olan Köprülü Hamdi Bey’i tanıyorsunuz. Ve sadece Hamdi Bey’i değil, döneminde yanında, arkasında ve önünde olan herkesi okuma ve tanıma fırsatı buluyorsunuz.

Neyse yapılan kitap festivali kapsamında yazar Fazıl Sayın da Biga’da olduğundan tanışma fırsatım oldu. Bu vesile ile meraklılarınız varsa 16 Aralık günü saat 15:00’te söyleşi ve imzasına gitmenizi tavsiye ederim.

Bu röportajı bir kitap reklamı olsun diye yapmadım. Türk Edebiyatı Vakfı ve Kültür Bakanlığı’nın en iyi roman ödülünü almış bir kitabı okumuşken, yazarla da sohbet etme ve kitabımı imzalatma fırsatı varken yazmak ve ileride tahmin ediyorum ki Fazıl Sayın çok farklı yerlere geldiğinde kendime bir anı bırakmak istedim.

Buyrun siz de okumak isterseniz kısa bir röportaj yaptık.

Yazalılabilecek bir sürü kahraman varken neden özellikle Hamdi Bey?

Bu bölgenin insanı olduğum için dedelerimizden, büyüklerimizden Hamdi Bey’i, Dramalı Rıza'yı, Kani Bey’i dinleye dinleye büyüdüm. Dolayısıyla bu kişiler zaten benim doğal kahramanlarımdı. Kalemi elime alınca da yazmayı borç bildim. Ayrıca güzel bir roman konusu olacağındanda şüphem yoktu.

Peki tarih merakınız nasıl oluştu, eğitiminiz nedir?

Edebiyat öğretmeniyim. Tarih hepimizin mesuliyeti. Atamız ne yapmış ve bugünlere nasıl gelinmiş. Elinizde kalem varsa bunu bir mesuliyet olarak kabul ediyorsunuz. Benim yazma ihtiyacım oradan geliyor. Yazmak gibi bir hüneriniz varsa sorumluluktan kaçmamak gerekiyor. Günümüz Türk Edebiyatı'nda tarihi olaylara ve dönemlere itibar etmiş çok sayıda eser var. Tarih büyük bir hazine ve kulanılması gerekiyor. Mehmet Akif diyor ya hani; ‘Maziye in, bütün edvarı gez. Göreceksin ki kanun-ı ilahi değişmez.’ Bunun gibi, bu dönem toplumun psikolojini anlamak için tarihi de çok iyi bilmek gerekiyor.

fazılsayın2

Kaynaklarınız neler?

Dört yıllık bir çalışma sonucu ortaya çıkan bir kitap 'Kuvvacı.' Aslında oniki yıllık bir çalışma, çünkü oniki yıl önce yazmaya karar vermiştim. Konuya hakimdim ama derinlemesine son dört yıldır çalıştım. Dönemle ilgili akademik çalışmaları, hatıratları, döneme tanıklık etmiş kişilerin torunlarıyla alan çalışması yaparak Edremit, Burhaniye, Ayvalık havzasında, Balıkesir'de ve Biga’da geniş bir tarama yaparak sonuca ulaştık. Mesele kitaptaki mektuplar. Kurgu için de bizim kendi yazdığımız mektuplar. Neticede roman tarihsel gerçeklerden her ne kadar mesulsa da bilim kurguyla ilerleyebiliyor. Ben de bir yazar olarak küçük dokunuşlarla dönemi anlatmaya çalıştım.

Kitapta anlatılan olayların neredeyse hepsi Edremit'te yaşanıyor. Biga’da o kadar az zaman mı geçirdi Hamdi Bey?

Romanın parametreleri Edremit havzasında cereyan eden olaylar. Orada Hamdi Bey görevi icabı yaptığı işlerle arz ediliyor, ardından Kuvai Milliye'yi kuruyor. Arkasından Balıkesir ve en son Biga. Biga’da yaklaşık 15 gün kadar duruyor zaten. Bu yüzden haliyle Edremit yılları daha uzun sürüyor.

Peki bundan sonra bu tip kitaplarınız olacak mı? Var mı hazırlık aşamasında olduğunuz yeni projeler?

Evet şu anda bir dosya var. Yunan isyanını anlatıyor. Yine güzel bir  tarihi dönem romanı. Tripoliçe katliamını esas alıyoruz yani 30.000 civarında Türk’ün, 10.000 civarında Arnavut’un, 10.000 civarındada Yahudi'nin öldürüldüğü bir katliam. Ayrıca dünya tarihi açısındanda kritik bir süreçtir. Akdeniz havzasında sermaye hareketliliğinin ilk başladığı zamandır ve o yüzden önemlidir. Ayrıca Osmanlı'nın çözünme zamanlarıdır aynı zamanda. Fransız İhtilali'yle beraber milliyetçilik akımlarının Osmanlı bünyesindeki unsurları harekete geçirdiği ilk dönemlerdir.

Biga’da yapılacak imza gününüz ne zaman?

16 Aralık saat 15:00’te Atatürk Kültür Merkezi'nde önce söyleşi, sonra imzam olacak.

Kuvvacı romanı hangi dalda ödül aldı?

Türk Edebiyatı Vakfı ve Kültür Bakanlığı’nın en iyi roman ödülünü aldı.

Biga’da dağıtımı nasıl sağlandı?

Biga Belediye Başkanı sayın Bülent Erdoğan’ın teklifi üzerine basıldı ve dağıtıldı. Bir arkadaş vasıtasıyla öğrendikten sonra Biga’nın kahramanı diye sahip çıkmak istediler ve biz de talepleri doğrultusunda bastırdık. Bu konuda sayın Bülent Erdoğan’a ve Biga Kent Konseyi Başkanı Metin Tatlı’ya ayrıca çok teşekkür ediyorum. Sizler gibi birçok okura ulaşmamız bu sayede oldu.

fazılsayın1

Son olarak dünya romanı ve Türk romanı üzerine konuşalım mı biraz?

Roman her şeyden önce yazının icadından sonra olan en büyük icattır. Gelişmiş dünyanın yazı dili romandır. Gelişmiş ülkelerde de roman çok farklı seviyelerde hatta en popüler yazı türü romandır. Bugün dünyada Rus, İngiliz, Fransız Edebiyatı, Alman Edebiyatı gibi son dönemlerde Latin Amerika Edebiyatı hüküm sürüyor. Bizim Türk Romanı ergen sıkıntılar çekiyor. Yani bu yaşadığımız göçlerlede alakalı. İdeolajik bir takım saplatılar, sıkıntılar yaşayan taraftan bahsediyorum. İdeoloji söz konusu olduğunda bir kısırlık söz konusu oluyor. O yüzden dünya çapında eserler bugüne kadar çok mümkün olmadı. Aslında çok iyi yazarlarımız var; Yaşar Kemal, Kemal Tahir son dönemde Orhan Pamuk. Bunlar gibi iyi yazarlarımız var ve bu anlamda Türk romanını da kimse göz ardı edemez.

Son dönemlerde z kuşağı diye adlandırılan gençlerin ilgisini kitaplar değil de kitapların konusundan esinlenerek yapılan diziler daha çok çekiyor gibi. Ya da kolayına geliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Enter hafızalı insanlar oluştu. Entere bastığında her türlü bilgiye ulaşabiliyorsun ve dolayısıyla bilgiyi taşıma ihtiyacı hissetmiyor insanlar. Ama bu, kitabın cazibesini daha ön plana çıkartıyor. Sebebi ise kitaptan okuğunuz şey daha kalıcı oluyor. Zihninizde taşımadığınız bilgi sizin bilginiz değildir. Kitapta anlatılan her şeyin kurgusunu kendiniz, hayalinize göre tasarlarsınız ama filmde ya da dizide sizin için kurgulananı izlersiniz ve herkes aynı şeyi izler ve aynı şeyi düşünür. Ayrıca günümüzdeki gençlik ile ilgili haksızlık edildiğini düşünüyorum. Onlar da on yıl sonra onlar da kendi dönemlerini aynı özlemle anacaklar. Bir isimle anılmalarının sebebi onların ebeveynlerinin dönemlerine karşı özlemlerini yansıtan bir infaz şekli. Bizim dönemimizde de farklı sorunlar vardı. Okumak zor bir eylem. Önemli olan okumaktan istifade etmek, bilgileri rasyonel hale getirmek zorundayız yoksa bir süre sonra okuma eylemi ortadan kalkıyor. Bu sebeple işimize yarayan ya da sevdiğimiz şeyleri okursak bir eziyet yaşamaktan kurtuluruz ve hayatın her alanında işinize yarayacak bilgiler ve sosyal hayatınız içinde de sizi bir birey yapacak görüşe hakim olmanızı sağlayacaktır. Önce depolarsınız bir süre sonra bir bakmışsınız o depoladığınız anlamlı bütünler sizin cümleniz haline gelmiş.

(Röportajın sonunda siz sevgili okurlarıma bir bilgiyi de vermek istiyorum. Biz sohbetimize eşlik ederek katkıda bulunan ve hatta fotoğraflarımızı çekerek bu sayfalarda görsel hafızanızda yer edinmemize katkıda bulunan Biga Kent Konseyi Genel Sekreteri Yavuz Poyraz'a da teşekkürü borç bilirim.)