CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, AKP ve MHP'nin hazırlayıp TBMM Başkanlığı'na sunduğu Milletvekili Seçim Kanunu'ndaki değişiklik teklifini, "Bu ucube sistemde, ki hükümetin de Meclis’in içinden çıkmadığını biliyoruz, hala bu kadar yüksek oranda bir barajı savunmak 12 Eylül darbe hukukunun demokrasi ayıbını savunmaktır. Cumhur İttifakı’na da bu gerçekten çok yakışıyor" diye değerlendirdi.

CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısı ile AKP ve MHP'nin hazırlayıp Meclis Başkanlığı'na sunduğu Milletvekili Seçim Kanunu'nda değişiklik teklifini değerlendirdi.

Erkek, hazırlanan bu teklifi, "demokrasiye ihanet" olarak nitelendirirken, "Bu teklif, Türk siyasetine, seçim hukukuna açıkça bir ihanettir. Büyük bir korkunun ve çaresizliğin de göstergesidir. Evet, sarayın duvarları arasında ve Cumhur İttifakı’nın içerisinde kaygılar, korkular çok büyük. İktidarı kaybetme korkusu" dedi. Muharrem Erkek'in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“BERAT KANDİLİ’NİN TÜM DÜNYAYA BARIŞ VE ADALET GETİRMESİNİ HEP BİRLİKTE DİLİYORUZ"

Bugün Berat Kandili. Berat Kandili’nin tüm dünyaya barış ve adalet getirmesini hep birlikte diliyoruz. Yarın 18 Mart. Çanakkale Zaferi’mizin 107’nci yılını da büyük bir gururla kutluyoruz. Tabii ki değişmez önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere ebediyete intikal eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi de büyük bir vefa ve saygıyla anıyoruz.

"BU DEMOKRASİYE BÜYÜK BİR İHANETTİ"

Cumhur İttifakı, ekonomik, sosyal, siyasal her açıdan ülkemizi uçuruma sürüklemeye devam ediyor. Cumhuriyet tarihimizin en basiretsiz iktidarı, hükümeti ile maalesef karşı karşıyayız. Kısa bir hatırlatma 16 Nisan 2017 tarihinde olağanüstü hâl şartlarında bir referanduma götürdüler ülkeyi. Referandumda, olağanüstü hâl şartlarında çıkartılan evet ile bir tek adam sistemine geçildi. Bu demokrasiye büyük bir ihanetti.

KENDİ MUTFAKLARINDA BİR YIL TUTTULAR VE BUGÜN GETİRDİLER MECLİS’E SUNDULAR

Daha sonra öne çekerek seçimleri, 24 Haziran 2018’de yine olağanüstü hâl döneminde Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Milletvekili Seçimi’ni yaptılar. Bugün Cumhur İttifakı maalesef, demokrasiye, demokratik hukuk devletine ihanetine ısrarla devam ediyor. TBMM’ye bir teklif sundular, Seçim Kanunu’nda değişiklikler öngören bir teklif. Bir yıldır bu teklif üzerinde çalıştılar. Tamamen kendi mutfaklarında. Hiçbir katılımcılık, toplumsal uzlaşmak yok. Muhalefetle, sivil toplum ile görüşmek yok. Kendi mutfaklarında bir yıl tuttular ve bugün getirdiler Meclis’e sundular.

CUMHUR İTTİFAKI’NIN İÇERİSİNDE KAYGILAR, KORKULAR ÇOK BÜYÜK

Çok açık bir şekilde ifade etmek istiyoruz. Bu teklif demokrasiye ihanettir. Bu teklif, Türk siyasetine, seçim hukukuna açıkça bir ihanettir. Büyük bir korkunun ve çaresizliğin de göstergesidir. Evet, sarayın duvarları arasında ve Cumhur İttifakı’nın içerisinde kaygılar, korkular çok büyük. İktidarı kaybetme korkusu.

HANİ BU SEÇİMDE BARAJ OLMAYACAKTI?

Neler var bu teklifin içerisinde? Demokrasi, ayıpları var. Utanç duyulması gereken düzenlenmeler var. Örneğin baraj. Diyorlar ki ‘biz barajı yüzde 10’dan yüzde 7’ye indiriyoruz. Böylece daha çok partinin, fikrin Meclis’e girmesini istiyoruz.’ Gerekçesini de öyle yazmışlar. Makul bir oran olmalı demişler. Yüzde 7 gibi çok yüksek bir seçim barajını, 12 Eylül darbe hukukunun ürünü olan bir seçim barajını makul bir oran olarak görmek zaten başlı başına çelişki. Hani bu seçimde baraj olmayacaktı?

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNDE BARAJ 0 OLMALI

Biz güçlendirilmiş parlamenter sistemde, parlamenter sistem için yüzde 3 bir baraj önerdik. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde baraj 0 olmalı. Daha çok partinin Meclis’e girmesini istiyorsanız. Yüzde 1 alan partinin dahi Meclis’te temsil edilmesini istiyorsanız, toplumsal bir uzlaşma istiyorsanız niye barajı 0’a indirmiyorsunuz? Üstelik Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde hani hükümet istikrarı sorunu olmayacaktı? O zaman hala bu kadar yüksek bir barajı niçin savunuyorsunuz?

BARAJI SAVUNMAK 12 EYLÜL DARBE HUKUKUNUN DEMOKRASİ AYIBINI SAVUNMAKTIR

Parlamenter sistem ile bu tür başkanlık sistemleri arasındaki en büyük fark şudur; parlamenter sistemde hükümetler Meclis’in içinden çıkar ve Meclis’e karşı sorumlu olarak görev yaparlar. Onun için makul bir barajı öngörebilirsiniz parlamenter sistemde. Ama bu ucube sistemde, ki hükümetin de Meclis’in içinden çıkmadığını biliyoruz, hala bu kadar yüksek oranda bir barajı savunmak 12 Eylül darbe hukukunun demokrasi ayıbını savunmaktır. Cumhur İttifakı’na da bu gerçekten çok yakışıyor.

TÜRKİYE’NİN YAŞADIĞI KİŞİ, PARTİ, DEVLET BİRLEŞMESİ DEMOKRASİYİ YERLE BİR ETTİ

Bir başka düzenleme, seçim yasaklarıyla ilgili Cumhurbaşkanı’nı, seçim yasaklarından muaf tutuyorlar. Diyorlardı ki bu sistemde başbakanın yerine cumhurbaşkanı geçecek. Bütün kanunları düzelttiler. Başbakan yazan bütün kanunlara, cumhurbaşkanı yazdılar. Ama her nedense seçimlerin temel hükümleri hakkındaki kanunumuzun 65’inci maddesinde geçen başbakan kelimesi yerine cumhurbaşkanı yazmadılar. Yani partili cumhurbaşkanı, dilediği gibi, dilediği zaman devletin tüm imkanlarını kullanarak seçim propagandası yapabilecek. Her zaman ifade ettiğimiz gibi işte bugün Türkiye’nin yaşadığı kişi, parti, devlet birleşmesi demokrasiyi yerle bir etti.

BUNLAR BİR ÇARESİZLİĞİN ÇIRPINIŞLARI

Seçimlerde siyasi partiler yarışır. Bizim, tüm seçim hayatımız da böyle geçmiştir. Seçimlerde devlet taraf olmaz, siyasi partilerle yarışmaz. Siyasi partiler birbirleri ile yarışır. Siyasi parti ayrı şey, devlet ayrı şey. Hepsi birbirine karıştı. Şimdi diyorlar ki biz oyunun kurallarını değiştirelim seçime az bir süre kala, bizim genel başkanımız, adayımız, Cumhurbaşkanı forsuyla tüm devleti arkasına alarak bu seçimde diğer tüm adaylarla yarışsın. Bunlar bir çaresizliğin çırpınışları. Hiç kimse endişe etmesin.

CHP İl Başkanı'ndan tüneller için teşekkür mesajı! CHP İl Başkanı'ndan tüneller için teşekkür mesajı!

BUNDAN NEDEN RAHATSIZ OLUYOR ERDOĞAN VE SARAY İKTİDARI?

Çok önemli bir düzenleme daha getiriyorlar. Bizim seçim kanunumuzda çok önemli hükümler vardır. Bir tanesi şu; ilin en kıdemli hâkimi il seçim kurulunun başkanıdır. Nokta. İlçenin en kıdemli hâkimi, ilçe seçim kurulu başkanıdır. Nokta. Ne kadar net, sade ve doğru bir hüküm değil mi? Bizim seçim kanunumuzda bu yazar. Çünkü en kıdemli hâkim, en az etki altında kalan kişidir. Seçim güvenliği açısından bu düzenleme çok önemlidir. Bundan neden rahatsız oluyor Cumhur İttifakı? Bundan neden rahatsız oluyor Erdoğan ve saray iktidarı? Böyle bir hükümden neden rahatsız olunur? Ne amaçla?

BU TEKLİFLE ZATEN CUMHUR İTTİFAKI, TÜRK SİYASİ TARİHİNDE UTANÇLA ANILACAK

Bu tip teklifler, düzenlemeler bumerang etkisi yapar. Döner, size öyle bir vurur ki o utancınızla baş başa kalırsınız. Bu teklifle zaten Cumhur İttifakı, Türk siyasi tarihinde utançla anılacak. Bugüne kadar hiç kimse, hiçbir iktidar, böyle düzenlemeler yapmayı düşünmedi. Teklif dahi etmedi. Böyle şeylere teşebbüs dahi etmedi ama artık yönetme kabiliyetini ve şuurunu tamamen kaybetmiş bir saray iktidarı ile karşı karşıyayız.

İLK SEÇİMDE, DEMOKRASİDEN, ADALETTEN YANA OLANLAR KAZANACAKTIR

Önümüzdeki ilk seçimde, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı, Türkiye’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı olacaktır. Millet İttifakı da demokrasiden yana olanlar da Meclis’te çoğunluğu ele alacaktır. Türkiye de rahat bir nefes alacaktır. Bizim mücadelemiz, demokrasi mücadelesidir. Bizim mücadelemiz, 84 milyon için ortak bir gelecek mücadelesi. Bizim mücadelemiz, yarını inşa etme mücadelesidir. İlk seçimde, otoriter sistemden yana olanlar, keyfilikten yana olanlar değil, demokrasiden, adaletten yana olanlar kazanacaktır.

27 MART’TA 6 SİYASİ PARTİNİN GENEL BAŞKANLARI BİR ARAYA GELECEKLER

Erkek, 6 siyasi partinin çalışmaları ve görüşmeler üzerine yönelik sorulan soruya, şu yanıtı verdi: “27 Mart’ta 6 siyasi partinin genel başkanları, bir yemekli toplantıda bir araya gelecekler. Yerini şu anda ben de bilmiyorum. Önemli olan, bir araya gelmektir, birlikte çalışmaktır. Türkiye için. Bizim meselemiz Türkiye meselesi. Ama birilerinin meselesi, kendi iktidarları ve şahsi ikballeri. Kendi partileri ve özel çıkarları için yasa teklifi getiriyorlar. Millet İttifakı, güçlenerek yoluna devam ediyor. Kamuoyu araştırmaları gösteriyor, Millet İttifakı, Cumhur İttifakı’nın önünde. Zaten korkuları da kaygıları da o. Demokrasilerde çareler tükenmez. Biz her türlü tedbiri alıyoruz. Bizim en büyük artımız, birlikte çalışırken ‘ben ne olacağım’ kaygısıyla hareket etmiyor. Biz gelecek nesiller için, mutlaka ve mutlaka demokratik hukuk devletini, adaleti bu topraklar tesis edeceğiz.”

“DÜNYANIN HER YERİNDE OTORİTER SİSTEMLERE KARŞI DEMOKRATLAR BİRLEŞİR”

Muhalefetin, “Macaristan Modelini” incelediği ve uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin soruya Erkek, şu karşılığı verdi: “Biz de Macaristan’daki gelişmeleri takip ediyoruz. Macaristan’dakiler de bizdeki gelişmeleri takip ediyor. Otoriter popülist tek adam sistemler, çatışmadan, kutuplaşmadan beslenir. Dünyanın her yerinde otoriter sistemlere karşı demokratlar birleşir. Demokratlar, demokrasi mücadelesi verir. Macaristan’da da 6 parti birlikte çalışıyor, Türkiye’de de. Bu açıdan önemli benzerlikler var. Tabii sistem açısından farklılıklar da var. Ama önemli olan ilkelerdir. Siz masanızın üstüne demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü koyarsanız, temel ilkelerde uzlaşırsanız, tek adam rejimlerine seçimlerde son verirsiniz. Biz İstanbul’da kazandık. Macaristan’da demokrasi mücadelesi verenler Budapeşte’de kazandı. Nisan ayında seçimler var Macaristan’da, sonucu, gelişmeleri hep birlikte göreceğiz. Türkiye’de kimsenin endişesi olmasın. İlk seçimde demokrasiden yana olanlar kazanacaktır.”