GÜNDEM

Butik içinde kafe mi olurmuş…

Biga’da moda öncüsü olmayı başarabilmiş ve şimdi de kahvede iddiasını ortaya koyan Serpil Kaplan ile ‘butik içinde kafe olur mu’, ‘olursa nasıl olur’ sizler için konuştuk.

Çay ile büyümüş bir nesil olan ben bile bir değil birkaç kahve içmeden günümü asla geçiremez hale geldim. Belki biraz modaya uydum, belki kahve içmeden kendime gelemiyorum diye kendimi kandırıyorum. Bilemiyorum işin gerçeğini… Amannnn, neyse de artık o başıma gelen… Çok iyi geldi diyebilirim. İş arkadaşlarımı da epey uğraşlar sonunda kendime benzettim ve kahvesever bir işyeri olabilmeyi başararak gurur duyulacak bir başarı elde ettiğimizi de siz değerli okurlarımla paylaşarak başlayabilirim.

7 yıldır Biga’da modaya öncülük eden Serpil Kaplan ya da herkesin bildiği şekilde Serpirella ile yeni modası Coffee In markasını konuştuk. Size de anlatacağım tabii ki!

Coffee In’in ilk müşterilerinden biri olarak, aromanın, şurubun ve kahvenin bölgede neredeyse en iyisini kullandıklarını söylersem abartmış olmam. İster bilgisayarınızla gidin, ister kitabınızla ya da alın başınızı gidin işte… Nasıl neyle giderseniz artık her türlü gidebilirsiniz. Priz de var üstelik, sıcak bir çalışma ortamı da, çok sıkılanlara keyifli sohbet de cabası.

‘Ne bu deli saçması’, ‘butik içinde kafe mi olurmuş’, ‘kahvenin de modası mı olurmuş’, ‘müşterilerine de parayla kahve mi satacakmış’ gibi bütün beyin yakan yerel soruları sordum. Cevaplarını birazdan okuyacaksınız. Ama önce Coffee In nedir, ona bir bakalım. ‘In’ kelimesi İngilizce’de ‘içeride’, ‘bir şeyin içinde’ anlamında kullanılan bir kelimedir. ‘Coffee’ ise artık onu hepimiz öğrendik zaten. Coffee In  bize Serpirella mağazasının içine entegre edilen kahveyi anlatmak için kullanılmış bir yeni marka. Bu kadar anlattım mutlaka kahve içesiniz gelmiştir herhalde . O zaman yapın kahveleri kahvesever moda ikonu Serpirella’nın Coffee In’inin hikayesini okuyalım.

BUTİK İÇİNDE KAFE FİKRİ…

7 yıldır Serpirella markası ile butik işletiyorsunuz. Önce Cengiz Topel Caddesi’nde başladınız, şimdi buraya yani Kurtuluş Caddesi’ne geldiniz. Butik büyüdü, konum olarak merkez dediğimiz lokasyona geldi derken, bir de şimdi Coffee In ortaya çıktı. Kafe fikriyle mi taşındınız buraya? Nereden çıktı Allah aşkına butik içine kahve satışını da entegre etmek?

Biz işletme ile ilgili yaptığımız değişikliklerde bir yıl sonra şöyle yapalım, altı ay sonra da bunu yaparız diyerek ilerlemiyoruz. Çünkü dönem de öyle bir dönem değil. Her şey çok hızlı değiştiği için böyle bir dönemde oturup bir yıl sonrası için plan yapmak çok doğru değil. Buraya taşınma kararı verdiğimizde bir şeyler ekleme fikriyle karar verdik. Mağazanın büyüklüğü, konumu buna müsait ama onun ne olması gerektiği taşındıktan altı ay sonra belirlendi. Burası için çok seçenek vardı. Örneğin erkek giyim, kozmetik, abiye, çocuk giyim olabilirdi ve bunlar hali hazırdaki kendi işimizin içine çok daha kolay yerleşirdi fakat sonrasında kafe kararı aldık.

“KAHVESEVERLİĞİM ÇOK ALENİYDİ…”

Kafe kararı vermenize etkili olan şey ne oldu?

İşimiz dolayısıyla şehir dışına çıkıp çok gezme ve gözlemleme fırsatımız oluyor. Rutin İstanbul ziyaretlerimizde bazen ürün seçmeye değil sadece piyasaları gözlemlemek için bile gittiğimiz oluyor. Yine öyle gittiğimiz bir seyahatte bunu gözlemledik. Kahve hayatımızın merkezinde. Çay artık biraz daha gerilerde kaldı. Kahve ileriki zamanlarda daha da bu farkı açacak gibi görünüyor. Aslında butik ile kahve birbirinden çok bağımsız şeyler değil. Serpirella’yı sorduğunuz zaman birçok insan, kahve içmeye çağırdığımı bilir. Verdiğim reklamlarda, günlük paylaşımlarında kahveseverliğim çok aleniydi.

Coffee In, Serpirella’ya en yakışan, uyum sağlayan bir marka ve tarz oldu.

“KALİTE BİZİM İÇİN VAZGEÇİLMEZ”

Coffee In’de neler var?

Hedef anlamında konuşursak… Hedefim iki taraf için de aynı kalite ve çeşitlilik… Bir anlamda bu bizim anayasamız gibi oldu. Birçok kişiye dokunabilmek ve kalite ile iz bırakmak. Kapsül, filtre, espresso bazlı kahveler olarak 30 çeşit kahve çıkartabiliyoruz sadece bir cihazdan. Yanında popüler aromaları ekliyoruz. Peçetesinden tutun da bardağa kadar kalite bizim için vazgeçilmez. Çeşitlilik ise daha çok müşteriyi yakalamak ve dokunmak açısından önem kazanıyor.

“BİZİM ÜLKEMİZDE BİR FİKRİNİZ VARSA…”

Nasıl tepkiler aldınız çevreden, butik içinde kafe açma fikriniz ilk duyulduğunda ya da paylaştığınızda?

Sabah bir video izledim. Oradaki kişi; “Bizim ülkemizde bir fikrin varsa kimseye söyleme. Bizde fikirler çürütülmek için vardır” diyor. Ben de aynen katılıyorum bu fikre. Biz de ‘böyle bir planımız var’ diye anlattığımızda çabuk duyuldu ve çabuk çoğaldı fikirler. Genellikle de olumsuz şeyler söyleyenler oldu. ‘Butik ne olacak?’ ‘Butiğe giden mi ücretsiz içecek?’ gibi birçok soruyla karşılaştık. Bir de insanların çok fazla görmediği ve alışık olmadığı şeyleri kabul etmesi çok daha zor oluyor. Biga’da ve Çanakkale’de ilk, genellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde hatta yurt dışında yaygın olan bir sistem. Tabiki biz bütün girişimlerimizde bununla karşı karşıya kalacağımızı biliyoruz. Burada önemli olan kişinin kendisinin inanması. Bu fikir kimin, bu proje kimin? Eğer bu proje benimse benim çok inanmış olmam lazım. O zaman dışarıdan gelen eleştiriler senin için çok önemli olmuyor. Değerli gördüğüm fikirleri süzgeçten geçiriyorum elbette ama yani sen buna çok inanıyorsun, araştırmasını, fizibilitesini yapıyorsun. İşe inanıyorsun ve başlıyorsun. Bizim her seferinde aynı oldu. Butikle ilgili de aynı şeyleri yaşadık.

“HEDEFİMİZE ULAŞTIK”

Coffee In açılınca daha önceden butiğe hiç gelmemiş müşteriler gelmeye başladı mı?

Tabi çok oldu. Aslında amacımız hem kahve satalım, hem de kıyafet satalım değildi. Butik için gelen müşterimizi her gün arttırma hedefimiz devam ediyor tabiki. Ama daha önce hiç dokunmadığımız, hiç görmediğimiz insanları ilk defa görmeye başladık. Örneğin benden giyinmeyi tercih etmiyor ama benim kahvemi içmeyi seviyor. Erkekler için ise eşine, sevgilisine hediye almaya değil düzenli olarak kahve içmeye geliyor ve hatta daha çok erkek müşterimiz var kahve anlamında. Hedefimiz buydu ve bu konuda hedefimize ulaştığımız için mutluyuz.

“BURASI NE KADAR GÜZEL OLMUŞ”

Peki habersiz olup içeri girdiğinde şok olan müşterileriniz oluyor mu?

Yok, öyle bir şey yaşamadık. Dışarıdan girince genelde ‘burası ne kadar güzel olmuş’ diye ifade ediyorlar. Bu konuda mimarla çalıştık. Rastgele yapmadık. İşin uzmanıyla çalışınca o kısımlarda sıkıntı yaşamıyorsunuz. Mimara ne istediğinizi iyi ifade etmeniz önemli tabi.

EN İYİSİ, EN KEYİF VERENİ, EN MUTLU EDENİ…

Kahvenin modası var mı? Kahve seçiminde ücretler önemli mi?

Evet, kahvede de trendler var. Kahveseverler var. Bir de sosyalleşmek için ya da sosyal medya için kahve tüketenler var. Kahveseverler genellikle çok fazla süt ya da aroma bazlı kahveler tüketmiyorlar. Kahve çekirdeğini önemsiyorlar. Bir kesim de var, daha çok görselliği önemsiyor. Bu kıyafette de böyle, kahvede de. Yeni nesil daha çok aromalı kahveleri, uzun isimli kahveleri, içerisinde köpüklerin, kremaların olduğu kahveleri tercih ediyor. Karamel çok oturmuş bir lezzet mesela. Birçok insan tatlı kahve sevmese de o karamel üstünde süzülsün istiyor. En çok da orta segmentte herkesin içebileceği bir kahve olduğu için latte tercih ediliyor. Bence bu Türkiye genelinde de böyle. Fiyatlarımız piyasanın altında da değil, üstünde de değil. Kaliteli bir kahve içmek isterseniz, ona belli bir ücret ödemeyi kabul etmiş olmanız lazım. Kaliteli bir bardak kullanmak isterseniz, ‘take away’ kısmında alıp götürdüğünüzde işyerinizde size eşlik edebilmesi lazım sağlamlık anlamında. Bunun da ciddi bir bütçesi var. Dolayısıyla fiyatları etkileyen birçok etken var. Ama kahvenin en ucuzu olacak gibi bir hedefimiz yok. En iyisi, en keyif vereni, en mutlu edeni olacak.

“O RİSKE GİRECEKSİN”

Butik, kahve derken sırada başka şeyler var mı?

Olacak mutlaka. Bir şeyler yapmamız gerekiyor. Değişen dünyanın hızına yetişmek için koşmak bile yeterli değil artık. Çok daha fazla araştırıp, gidip, görüp gözlemlemen gerekiyor. Yaptığımız işlerde biz yurt dışını baz alıyoruz. Gelişmiş ülkeleri yani. Ne yazık ki orası bizden çok ileride gidiyor. Önce yapmanız gerekiyor bazı şeyleri. Bizim tekstil firmalarımız da bu şekilde gözlem yapıyor. Bizde de olacak. Ben zaten altı ayda bir mutlaka bir yenilik istiyorum. Fikrin benimle kalması bir şey ifade etmiyor. Uygulamaya geçirmem lazım. Özellikle ticaret risktir. O riske gireceksin, girmelisin.

“SÜREKLİ KATILIYORUM”

Eğitimlere katılıyor musunuz?

Sürekli katılıyorum. Kendi kendine otururken bir fikir gelmiyor aklına. Ben küçücüğüm ve ileriye gitmek istediğim için eğitim sürekli olmalı. Marka patentim var, ama patent duvara asmak için alınmaz. Ben kahveyi çok severim ama içmediğim bir kahveyi yapmamıştım. Doğru kişilerden, doğru yerden eğitimini alırsan oluyor. Sosyal medya eğitimi 7 yıldır alıyorum. Ve şu anda iki haftada bir görüşüyoruz danışmanlarımızla. Dinamik bir ortam, algoritma çok hızlı değişiyor. Mutlaka ne iş yapıyorsanız yapın, bunu senden daha iyi bilenlerden öğrenmek zorundasın. Biz de bunu yapıyoruz.

(Röportaj: Çiğdem Özden Demiray)