İstanbul Ticaret Borsası’nın düzenlediği Altın Tohumlar toplantısında Kuru Fasulye ele alındı.
Toplantıda konuşan üretici Kenan Örken, kuru fasulye üretiminde ithal yemeklik kuru fasulyenin tohum olarak kullanılmasının verimi düşürdüğüne dikkat çekerek, “Çiftçilerimizin verimliliği kanıtlanmış sertifikalı yerli tohum kullanması gerekiyor. Yurt dışından alınan yemeklik fasulyelerin tohum olarak ekilmesi, üretimde istenen sonucu vermiyor. Sertifikalı tohum iki kata kadar daha verimli… Hatalı tohum kullananlar verim alamadığı için üründen uzaklaşıyor. Bu da üretimimize zarar veriyor” şeklinde konuştu.
Online olarak gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını İstanbul Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap yaptı.
Moderatörlüğünü İSTİB Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Şen’in yaptığı toplantıya, Samsun Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden Dr. Reyhan Aydın, kuru fasulye üreticisi Kenan Örken ve İstanbul Ticaret Borsası Meclis Üyesi Işılay Reis Yorgun konuşmacı olarak katıldı.
“KURU FASULYEDE YENİ BİR BAKIŞ GEREKLİ”
İstanbul Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap, toplantının açılış konuşmasında Türkiye’nin kuru fasulye çeşitliliği bakımından önemli bir zenginliğe sahip olduğunu belirterek, “2024 yılında kuru fasulye üretimimiz yaklaşık 279 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Bu, güçlü bir üretim potansiyeline sahip olduğumuzu gösteriyor. Aynı zamanda kuru fasulyenin ülkemiz için taşıdığı değeri, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında yer alan 9 tescilli kuru fasulyemiz de açıkça gösteriyor. Bu tablo, kuru fasulyenin yalnızca sofralarımızdaki geleneksel yeriyle değil, aynı zamanda yöresel kimliği ve ekonomik değeriyle de ne kadar güçlü bir ürün olduğunu ortaya koyuyor. Dünyada bakliyatlar artık çok daha farklı ürünlere dönüştürülüyor. Bizim de kuru fasulyeye bakışımızı genişletmemiz gerekiyor. Bu ürünü sadece hammadde olarak satmak yerine; işleyerek, paketleyerek, markalaştırarak ve yeni tüketim alanları oluşturarak çok daha yüksek katma değer elde edebiliriz. Doğru stratejilerle üretimi artırmalı, ürüne katma değer kazandırmalı ve kuru fasulyede ihracat imkânlarını daha güçlü şekilde değerlendirmeliyiz” dedi.
“KURU FASULYE STRATEJİK BİR ÜRÜNDÜR”
Dünya kuru fasulye üretiminde Türkiye’nin 21’inci sırada yer aldığına değinen Samsun Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden Dr. Reyhan Aydın, “Ülkemizde yıllık kuru fasulye üretimi 250-350 bin ton aralığında gerçekleşmektedir. Kuru fasulye, yalnızca gıda arzı açısından değil, kırsal kalkınma bakımından da stratejik önem taşıyan bir üründür. Bu nedenle üretimin sürdürülebilirliğini sağlayacak yeni stratejilerin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ilıman iklim koşullarında yetişebilen kuru fasulye, aynı zamanda toprağı ıslah edici özelliğiyle de tarımsal üretim açısından değerli bir baklagildir. Bugün Milli Çeşit Listesi’nde 54 tescilli kuru fasulye çeşidimizin bulunması da bu alandaki zenginliğimizi ortaya koymaktadır” dedi.
“SERTİFİKALI TOHUM KULLANILMALI”
Kuru fasulye ve sertifikalı tohum üreticisi Kenan Örken, ithal yemeklik kuru fasulyenin tohum olarak kullanılmasının verimi düşürdüğünü belirterek, “Çiftçilerimizin verimliliği kanıtlanmış sertifikalı yerli tohum kullanması gerekiyor. Yurt dışından alınan yemeklik fasulyelerin tohum olarak ekilmesi, üretimde istenen sonucu vermiyor. Verim yarı yarıya düşebiliyor. Sertifikalı ürünlere yönelik teşvikler artırılmalı ve çiftçilerimiz bu konuda daha fazla bilinçlendirilmelidir. Sertifikalı tohum hayati bir konu” şeklinde konuştu.
Ayrıca Türkiye’nin kuru fasulye üretiminde önemli bir mesafe aldığını belirten Kenan Örken, “2010 öncesinde tüketimimizin yaklaşık yüzde 40’ını ithalatla karşılıyorduk. O yıllarda 170 bin ton seviyelerinde olan üretimimiz, 2020 yılında 340 bin tona kadar çıktı. Bugün ise üretimimizle tüketimimizin başa baş geldiğini söyleyebiliriz. Türkiye artık kuru fasulyede kendi kendine yetebilen, hatta doğru planlama ve verimlilik artışıyla ihracat yapabilecek potansiyele sahip bir ülke konumuna gelmiştir” dedi.
“KURU FASULYE BİR BAKLİYAT ÜRÜNÜNDEN ÇOK DAHA FAZLASI”
Kuru fasulye ile ilgili yaptığı değerlendirmelerde, kendine yeterlilik oranı, sürdürülebilir ve verimli üretim, yerel çeşitlerin korunması, küresel pazarlarda rekabet, ürün kalitesi ve standardı ile ölçekli üretim konularına değinen Işılay Reis Yorgun, “Kuru fasulye, Türkiye için bir bakliyat ürününden çok daha fazlası. Yalnızca ekonomik yönüyle değil, toprağa ve insana sağladığı faydalarla da değerlendirilmesi gerekiyor. Önemli bir bitkisel protein kaynağı olmasının yanında toprağın verimliliğine de katkı sağlayan kıymetli bir ürün. Kuru fasulye toprağın azot miktarını artırarak verimliliği yükseltir, organik madde miktarını zenginleştirir ve bir sonraki ekim için toprağın doğal yollarla gübrelenmesine yardımcı olur. Bu yönüyle hem sağlıklı beslenme hem de sürdürülebilir tarımsal üretim açısından stratejik bir değere sahiptir” dedi.
Yeterlilik seviyemizdeki artışa da dikkat çeken İstanbul Ticaret Borsası Meclis Üyesi Işılay Reis Yorgun, “Daha önce yüzde 84,5 seviyesinde olan yeterlilik oranımızın 2025 yılı itibarıyla yükselerek, kendi kendine yeten bir ürün haline gelmiş olması sevindirici bir gelişmedir. Ancak asıl hedefimiz, bu tabloyu kalıcı hale getirmektir. Bunun için üretimi sürdürülebilir kılmalı, üreticilerimiz açısından daha cazip bir yapı oluşturmalıyız” şeklinde konuştu.
(Haber Merkezi)