İstanbul'da özel bir lisenin okul müdürü İbrahim Oktugan'ın okuldan atılan bir öğrenci tarafından vurularak katledilmesi öğretmenler tarafından protesto edildi. Eğitim İş, Türk Eğitimsen, Hürriyetçi Eğitimsen, Tüm Eğitim Çalışanları Sen ve Eğitim Sen'e üye öğretmenler Biga Belediye Meydanı'nda toplanarak Cumhuriyet Meydanı'na sessiz yürüyüş gerçekleştirdiler. Yürüyüşün sonunda basın açıklaması gerçekleştiren öğretmenlerden; "Artık yeter! Can korkusuyla çalışmak istemiyoruz! Can güvenliğimiz sağlansın, gerekli tedbirler alınsın!" tepkisi geldi.

Açıklamaya 'Öğretmene Saygı', 'Yeter artık', 'Öğretmene şiddete hayır' gibi dövizlerle katılan öğretmenler, açıklama boyunca da sloganlar atarak şiddeti protesto ettiler.

Öğretmenler bugün protesto amacıyla derslere girmediler. Basın açıklamasına katılımın yoğun olduğu gözlendi.

NE OLMUŞTU?

Alibeyköy Mahallesi Beste Sokak'taki özel lisede yabancı uyruklu öğrenci Y.K, okuldan atılmasından sorumlu tuttuğu okul müdürü İbrahim Oktugan'a (74) 7 Mayıs'ta silahla ateş etmişti. Odasında uğradığı saldırıda ağır yaralanan Oktugan, kaldırıldığı hastanede yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı.

Olayın ardından kaçan Y.K. polis ekiplerince yakalanmış, ertesi gün sevk edildiği adliyede tutuklanmıştı.

İŞTE O AÇIKLAMA

ARTIK YETER! CAN KORKUSUYLA ÇALIŞMAK İSTEMİYORUZ! CAN GÜVENLİĞİMİZ SAĞLANSIN, GEREKLİ TEDBİRLER ALINSIN!

"Millî Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidarın eğitim emekçilerine yönelik söylem ve yaklaşımları ile Öğretmenlik Meslek Kanunu üzerinden emeğimizin değersizleştirildiği, mesleğimizin itibarsızlaştırdığı koşullarda, savaşlarda bile hedef alınmayan eğitim emekçileri okullarda şiddetin hedefi olmaya devam etmektedir. Önceki gün ömrünün büyük bölümünü eğitime ve öğrencilerine adamış olan bir meslektaşımızı hayattan ve öğrencilerinden koparan ne basit bir öfke krizi ne failin öğrenci oluşu ne de failin uyruğu ile ilgilidir.

Bugüne kadar eğitimden sorumlu olanların yaptıkları açıklamalarda eğitimde yaşanan olumsuzlukların sorumlusu olarak öğretmenleri göstermesi, CİMER uygulamasının bizlere karşı bir sopaya dönüştürülmesi, MEB’in eğitimde yaşanan sorunlara çözüm üretmek yerine öğretmenleri ve idarecileri veli/öğrenci karşısında tek muhatap olarak bırakması, bugün yaşananlara zemin oluşturmuştur. Bu ülkede okulda öğretmen öldürüldü! Söz bitti! Şiddetin, cinayetin tek bir faili olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz.

Cinayetin arkasındaki zihniyet, bizleri ötekileştiren, her fırsatta tehdit ederek hedef haline getiren, mesleğimizin itibarını ayaklar altına alanlardır. "Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür." Öğretmenler, toplumun temel taşlarını döşeyen, gelecek nesilleri yetiştiren ve aydınlık bir geleceğe rehberlik eden mimarlardır. Öğretmene yapılan her saldırı, tüm topluma ve ülkenin geleceğine yapılmış bir saldırıdır. Unutmayalım ki, eğitimsiz bir toplum, karanlığa mahkumdur.

Buradan Milli Eğitim Bakanı’na soruyoruz;

• Okulda şiddeti önlemek için daha kaç eğitim emekçisinin can vermesi gerekiyor?

• İktidarın ve MEB’in plansızlığı nedeniyle okullarımız güvenlik açısından ciddi risk altındadır. Okullarımızdaki güvenlik açığının faturasını canımızla mı ödeyeceğiz?

Buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Her suç gibi bu suçun da azmettiricileri olduğunu biliyor ve onları çok iyi tanıyoruz.

-Daha önce defalarca yaşadığımız cinayetler gibi bu son bu cinayetin de azmettiricileri; öğretmenler çalışmıyor gibi yanlış bir algıyı toplumda yaymaya çalışanlardır.

- Bizleri bugün okullarımızda açık hedef haline getirenler; liyakatsiz şekilde atandıkları koltukları bir hükümdarlık alanı gibi kullananlar, her fırsatta bizleri aşağılamaya çalışan mülki amirlerdir. Öğretmenliğin aynı zamanda bir uzmanlık mesleği olduğunu görmezden gelenlerdir. Okullarda şiddeti körükleyenler; eğitime dair eleştiri ve önerilerimize yıllardır kulak tıkamakta ısrar edenlerdir.

- Bizleri hedef haline getirenler; her fırsatta emeğimizi küçümseyenler, mesleğimizi itibarsızlaştıranlardır. Bugün eğitim emekçilerinin canlarından endişe ederek okula gidiyor olması işte bunların eseridir. Bunun için atılması gereken ilk adım bu zihniyetin kökten değişmesidir.

• Okullardaki şiddetin arkasındaki nedenler ortaya çıkarılmalı, eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanmalıdır.

• Okulda şiddetin son bulması için MEB’i acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırıyoruz.

• Okullarda yaşanan şiddet olaylarındaki korkutucu tırmanışı engellemek için bir an önce eğitimde şiddet yasası çıkarılmalıdır.

• Eğitim kurumlarının tümünde, şiddetle mücadele etmek için alınması gereken somut önlemleri, ne yapılacağını ve nasıl önleneceğini gösteren bir eylem planı hazırlanmalıdır.

• Failler toplumun vicdanını rahatlatacak ve yeni olaylar açısından caydırıcı olacak şekilde cezalandırılmalıdır.

• Özel ya da devlet okulu fark etmeksizin, derhal tüm okulların güvenliği sağlanmalıdır.

• Ahlak bekçiliğine soyunan RTÜK’ün toplumsal şiddeti başlıca gündemi haline getirip, mafya ve suç temalı TV yapımlarını denetlemesi sağlanmalıdır.

• İçine bin bir tane gereksiz ve hatta zararlı içeriklerle doldurulan müfredat yerine şiddetin çağdışı ve yanlış olduğunu öğreten, toplumsal yaşam dersleri içeren öğretim programları hazırlanmalıdır. Kendimizin ve öğrencilerimizin canından endişe ederek okula gitmek istemiyor, can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz!

ARTIK YETER! CAN KORKUSUYLA ÇALIŞMAK İSTEMİYORUZ!

(Haber: Ahmet Tunç)

79691A31 47Ad 469C 9D39 Aa095D89788B

86280841 4F6C 474B A7Ac A01D187Def3A

D180Db4B F57C 4Cb3 A053 75Be308969Fb

B02B7914 65F7 4B1B 9A38 Ff5404F91A57

D148745F 6Cfd 4Fba 8177 E7Edbe5B5Ab3

"Hayatla yarışılmaz" "Hayatla yarışılmaz"

09C830D4 6C5E 49D7 Bbcf 37Dbca12E759

E47A8899 Ce33 4797 B03D 21F8D7296E9D

4A52D3Ee 7A7D 4C5E Aade 343166Af414F

F6A1901B 0B7A 4Ba7 929E 6Bedbe4Bace6

7F40C0Ba 138A 4Be0 Bf57 220B3A05E286

60D5913A 3B25 4478 8D38 Bf54Fe956Cdb

2B1B507B 8421 4E3C Be7E A7D76474Dc5B

15Ef36Fc Ddb2 4Cfa 87Ce B273C880B824

4690F1A6 9Cb4 40Be B312 2F9D148B8773

Fe754Ec9 Ba6B 4Ef9 9792 77Ed25Ef6492

8F0Ebaa4 Ca45 4A95 B38F 50Cadbf0D114

5B302A37 24Ef 4Aaa A69B 73F3F400084B

Editör: Ahmet Tunç