Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ankara'da "Tükeniyoruz" başlıklı bir miting düzenledi. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'na bağlı sendikaların üyeleri çeşitli illerden gelerek mitingde taleplerini dile getirdiler. Ülke ekonomisinin çöktüğü, döviz kurlarının anlık değiştiği, ülkede iş güvenliği olmadığına işaret edilen mitingde, "Açlık! İşsizlik var! Memleketin hazinesi boşaltılmış! Kriz ve yoksulluk derinleşmektedir. Kamu çalışanlarının ve işçilerin hiçbir talebi karşılanmadı" ifadesi kullanıldı. Eyleme katılan Eğitim İş Biga Temsilcisi Okan Yüksel de Medya Lokum'a yaptığı açıklamada; "Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş’le birlikte, peş peşe yapılan zamları, yaşadığımız ekonomik kriz ve derin yoksulluğu 'Zam, Kriz, Yoksulluk; Tükeniyoruz!' sloganıyla Ankara’da protesto ettik. Birçok ilden Ankara’ya gelen Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş’in öncülüğünde bağlı sendikalarımız ve üyeleri, 'Zam, kriz, yoksulluk, tükeniyoruz' diyerek ekonomik krize karşı yapılan mitinge buluştu. Anıtpark’ta düzenlenen mitingte bir araya gelen yüzlerce emekçi, 'Bu memleket bizim, yobaza hırsıza bırakmayız. Emek,  eylem,  direniş. Emperyalistler, işbirlikçiler, geldikleri gibi gidecekler' sloganları attı. Miting, üyelerimizden oluşan Grup Direniş’in müzik dinletisi ile başladı. Ezgileri ile kitleyi coşturan Grup Direniş’in ardından sendika yöneticilerinin konuşmalarına geçildi. Biz de Biga'dan mitinge katılarak sesimizi duyurmaya çalıştık. Sesimizi duyurmanın en verimli yolu örgütlenmektir. Örgütlü hareketin başarıya ulaşabilmesi için tüm öğretmenlerimizi sendikamıza davet ediyorum" ifadelerini kullandı. Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Mehmet Balık, yaptığı konuşmada “Ekonomik krizin yükünü kabul etmiyoruz emekçiye bütçe istiyoruz” diyerek ülke ekonomisinin çöktüğünü ifade etti. “Memleketin hazinesi boşaltılmış” diyen Balık, “Ülke kaynakları ve birikimleri yandaş şirketlere peşkeş çektirilmiş. Hukuk ve yargı yok edilerek hırsızlık ve usulsüzlüklerin hesabının sorulması engellenmektedir. Enflasyon hızla artmakta ekonomik kriz ve yoksulluk derinleşmektedir. Kamu çalışanlarının ve işçilerin hiçbir talebi karşılanmadı. Ekonomik kriz kime yaradı derseniz maaşlı çalışan, emekli, işsiz ve gariban hariç herkese yaradı. Kriz bankalara, müteahhitlere ve yandaş şirketlere ve iktidar bürokratlarına yaradı” ifadelerini kullandı. Yoksulun daha yoksul, zenginin daha zengin olduğu ekonomik kaos ortamından eğitim emekçisinin de payını aldığını ifade eden Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay özetle şöyle konuştu: “O yüzden biz bugün burada, sadece büyük bir kalabalık değiliz! Biz bugün bir çığlığız; yok sayılan, yoksulluğa mahkum edilen, eğitim emekçilerinin isyan çığlığıyız! ‘Öğretmen el açmaz, ders verir’ diyen üstat Fakir Baykurt'un sesiyiz ve ders vermek için buradayız! Eğitim emekçisini köle olarak gören, hak ettiği değeri vermeyen anlayışa, eğitim emekçisine boyun eğdirecek kadar büyük bir zincirin yeryüzünde var olmadığının dersini vereceğiz! Bugün tek yumruğuz, tüm eğitim emekçileriyiz!” Eğitim, onu var eden, üretim sürecine katkı sunan tüm emekçileriyle bir bütündür. Yani bugün sadece öğretmen değiliz! Tüm eğitim emekçileriyiz. Aklına kilit vurulmak istenen, parti komiserini aratmayan rektörlerle boğuşan akademisyenleriz; hakkı teslim edilmeyip 3 kişilik iş yaptırılmaya çalışılan yardımcı personeliz, okuldaki işçiyiz, idari personeliz! Ve tüm eğitim emekçileri için insanca bir ücret, insanca çalışma koşulları ve mesleki itibarın iadesini istiyoruz, alacağız! Ama önce öğretmenin durumunu anlatarak başlayalım: Başöğretmen ünvanlı bir liderin kurduğu tek ülkeyiz, ama bu ülkede öğretmenin, eğitim emekçisinin hali içler acısı durumda. Kötü yönetim yüzünden freni patlamış bir kamyon gibi hızla yokuş aşağıya giden ekonomi, işçi sınıfını ezip geçmiştir. İktidar ve yandaşlar korosunun iyi olduğunu söyleyip durduğu ekonomi, vergi borcu sıfırlanan, ballı ihaleleri art arda sıralayan yandaşlar için şahlanmış, biz eğitim emekçisinin payına ise çifte yemek düşmüştür. Eğitim emekçisi, maddi ve manevi bir çöküşün eşiğine getirilmiş ve orada terk edilmiştir. Öğretmenlerimiz; maaşları açlık sınırının altında kaldığı için geçinememekte, kendilerine ve sevdiklerine maddi olarak yetemedikleri için özsaygılarını kaybetmekte, liyakatsızca atanan okul yöneticileri tarafından mobbinge maruz kalmakta, devlet adamlığı değil partizanlık yapan mülki amirlerce itibar suikastine uğramaktadır. Eğitimdeki hiçbir değişiklik için fikri sorulmayan öğretmenler, değersiz ve umutsuz hissetmektedir. Öğretmenler ‘kadrolu, ücretli, sözleşmeli’ gibi uydurma kategorilerle ayrıştırılarak sömürülmektedir. Öğretmen öğretmendir arkadaşlar, ücretlisi, sözleşmelisi olmaz! Her emekçinin güvenceyle, kadrolu, kayıtlı şekilde çalışma hakkı vardır! Bunu öğreteceğiz!"