Son yıllarda popüler olan mesleklerden birisi diyetisyenlik. Önceleri önemsemediğimiz ama artık hayatımızın merkezinde olan zayıflama hatta zayıflama teknikleri birçoğumuzun gündemini oldukça meşgul ediyor. Diyetisyenler de bu konuda her geçen gün alternatif üretmek için çalışıyor. Geçtiğimiz haftalarda diyetisyenler haftasıydı ve gazetemiz yazarı Uzman Diyetisyen Petek Kuştepe’ye çevremde duyduğum en çok merak edilenlen soruları sormaya çalıştım. Hem geleneksel hem de yeni yöntemleri konuştuk.

Eğitiminiz nedir? 
Öncelikle merhabalar, sağlıklı günler diliyorum. 2020 yılında Ege Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldum. Aynı sene yine Ege Üniversitesi’nde Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik alanında yüksek lisansa başladım. Şuan tez yazımı sürecindeyim, çok yakında uzman diyetisyen olarak karşınızdayım.

Kaç yıldır diyetisyenlik yapıyorsunuz? 
Ofisimde aktif olarak 2 senedir çalışıyorum. Mezun olduğum sene yüksek lisansa başladım, o sene ders dönemini yarıladıktan sonrasında Biga’da kendi sağlıklı yaşam merkezimi açmaya karar verdim. Biga’yı bir ilk olarak andulasyon terapiyle tanıştırdım. Bir Alman teknolojisi olan andulasyon teknolojisi son yıllarda oldukça ilgi görmekteydi, beslenmenin yanında spor imkanı da tanıyan bu teknolojiyi aktif olarak 2 senedir kullanıyorum. Yakın bir zamanda yine bir ilk olarak Biga’mızı vakumlu yürüyüş bandı teknolojisiyle de tanıştırdık. İlkleri yapmaktan gurur duyuyorum.

Yaza girerken herkes bir telaşla diyete başlıyor. Bunun sebebi sadece yaz aylarında fit görünmek mi?
 Evet haklısınız bu dönemleri biz diyetisyenlerin en yoğun çalıştığı aylar olarak nitelendiriyorum ben hep. Çoğu insan diyete başlamak için genelde bu dönemleri bekliyor. Aslında bu durum tamamen kişisel, çünkü diyet yapmanın bir dönemi yok. Herkes sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getiriyor olsa, bu dönemlerde bu kadar telaşlı bir şekilde zayıflama ihtiyacı hissetmeyebilir. Kimse kendini sıkıştırmadan strese sokmadan çok rahat bir süreçten geçebilir. Zaten biz diyetisyenlerin de amacı herkesi aynı vücut kalıbına sokmak kesinlikle olmamalı. Çünkü herkesin fiziksel özellikleri, boyu, yaşı, cinsiyeti, hastalık geçmişi, yaşam alışkanlıkları birbirinden farklı. Beden algısı kavramını yıktığımız ve herkesi kendi ideal kilosuna çekmeyi hedeflediğimiz sürece diyet yapmanın yazı kışı kalmamış olur.

Eskiden diyet listelerinde kibrit kutusu kadar peynir diye bir kavram vardı ama artık böyle değil. Zamanla diyet listeleri neden değişti?

Bu kavramlar aslında herkeste benzer algı yaratmak ve kavramayı kolaylaştırmak için yapılıyor diyebilirim. Bir beslenme programına bakıp 30 gram peynir veya 100 gram elma gördüğünüzde bunu algılamanız biraz zorlaşabilir. Bu sebeple ölçüleri daha rahat tarif edebilmek için genel kavramlardan yararlanıyoruz. Tabi bu da bazen klasikleşmiş diyet kalıplarına yol açabiliyor. Eğer danışanlarımıza olması gereken ölçüyü rahatça anlatabiliyorsak kibrit kutusu veya bir dilim demenin de bir farkı kalmamış olur.

Vacu activ tam olarak nedir? Herkeste etki ediyor mu? 
Vacu Activ ileri teknoloji ile Avrupa Birliği'nde üretilmiş, yenilikçi ve eşsiz bir zayıflama ve incelme cihazı. Koşu bandı üzerinde bir yandan yürür veya koşarken, diğer yandan da ozon, kolejen, vakum, infrared, aromaterapi, kromaterapi ve hava iyonizasyonu teknolojileri ile donatılmış düşük atmosferik basınç ortamında haftada ortalama 5000 kaloriye kadar enerji harcayabiliyorsunuz. Aslında bu cihazı spor salonuna gitmek gibi düşünebilirsiniz. Bu etkiyi çok daha kısa sürede maksimum sonuç hedefleyerek sağlamış oluyoruz. Her cihazda olduğu gibi vacu activ için de beslenmeyi düzenlemek en birincil isteğimiz. Çünkü beslenmeyi düzene sokmazsak hiçbir cihazdan yüzde yüz sonuç alamayız.

86f5e996-21ad-4ae0-819d-5fba5c31dc1e

Vacu activ’den sonra Andulasyon tarihe mi karıştı? 
Benim de danışanlarımdan sıklıkla aldığım sorulardan bir tanesi. Aslında bu soruya cevap verebilmek için iki makinenin de çalışma prensibine bakmamız gerekiyor. Andulasyon terapisi vücuda titreşim ve kızılötesi ısı gönderen bir cihaz. Aslında temel hedefi aktif bir metabolizma ile daha fazla enerji, sağlıklı bir lenf akışı ile daha fazla toksik madde ve ödem atımı, iyi bir kan dolaşımı ile daha hızlı iyileşme, dengeli bir otonom sinir sistemi ile daha az stres ve daha iyi uyku sağlamak. Vacu activ ise az önce anlattığım gibi temel hedefi kısa sürede maksimum kalori harcaması sağlamak. Bu yüzden hala iki cihazı da aktif olarak kullanabiliyoruz. Vacu activ cihazını spor amaçlı, andulasyonu da daha çok incelmeye destek amaçlı kullanıyoruz gibi düşünebilirsiniz. İki teknoloji de bizim için çok değerli ve kıymetli.

Danışanların ortak problemleri neler? 
Bence akıllardaki en büyük sorulardan birisi bence bölgesel zayıflama. Çoğu insan tek bir bölgeden incelmek ve zayıflamak istiyor. Maalesef göbek küçülten, kalça eriten, bacaklardan incelten gibi bir beslenme modeli söz konusu değil! Aslında sağlıklı beslendiğinizde ve diyet yaptığınızda tüm vücuttan bir kilo kaybı ve incelme sağlamış oluyorsunuz. Özellikle bölgesel bir incelme istiyorsak işin içine egzersizi de katmak durumundayız. Beslenme anlamında mucizelere inanmamalısınız, tek bir mucize besin, kür, takviye edici gıda veya cihaz maalesef yok. Fakat sağlıklı beslenme davranışını benimseyip hayatınıza ezgersiz veya cihaz desteği eklerseniz mucizeler yaratabilirsiniz. Hepsinin bir bütün olduğunu unutmamak gerek 

Çocuklarda beslenme bozukluklarını saptamak için hangi evrede size başvurmak lazım?
 Beslenme bozukluklarının temeli çocukluk dönemine dayanıyor diyebiliriz. Bu durumu saptamak için en erken evrede bir çocuk doktoruna veya bir diyetisyene başvurmak oldukça önemlidir. Çocuk doktoru, büyüme ve gelişme takibi yaparak, çocuğun beslenme durumuyla ilgili ilk belirtileri tespit edebilir. Eğer beslenme bozukluğu şüphesi varsa; çocuğunuzun kilo alımı, boy uzaması veya genel olarak büyüme ve gelişme sürecinde belirgin sorunlar yaşıyorsanız veya çocuğunuz aşırı kilolu veya obez ise, sağlıklı bir kilo yönetimi için bir diyetisyenle çalışmak önemlidir. Çocukların ihtiyaçlarına uygun bir beslenme planı oluşturup sağlıklı kilo kaybı veya kilo kontrolü konusunda destek sağlayabiliyoruz. Kilo konusu haricinde gıda alerjisi veya intoleransı belirtileri varsa, bir diyetisyen tarafından yönlendirilen doğru beslenme stratejileri ile çocukların beslenme ihtiyaçlarını karşılanmalıdır. Ayrıca çocuğunuzun özel bir beslenme gereksinimi varsa, örneğin diyabet, sindirim sorunları, metabolik bozukluklar veya kronik hastalıklar gibi durumlarda, bir diyetisyenin yönlendirmesiyle uygun beslenme planı oluşturulması da oldukça önemlidir.

Kalıtsal hastalıklar (şeker, tansiyon ve kolesterol) düzenli bir beslenme ile ilaç kullanmadan da kontrolde tutabilir mi? 
Kalıtsal hastalıklar genellikle kişinin genetik yapısıyla ilişkilidir ve bazı durumlarda ilaçlarla kontrol altına alınmaları gerekebilir. Ancak düzenli bir beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri, kalıtsal hastalıkların yönetiminde önemli bir rol oynar. İyi bir beslenme planı ve yaşam tarzı alışkanlıkları, kan şekeri, tansiyon ve kolesterol gibi kalıtsal hastalıkların kontrolünde etkili olur. Örneğin, diyabet (şeker hastalığı) 2 tipten oluşuyor. Tip 1 diyabette insülin kullanmak zorunda kalıyoruz fakat tip 2 diabet kiloyla doğru orantılı ortaya çıkabiliyor. Kilo kaybettikçe insülin direnci de rtadan kalktığı için ilaç bırakan bir çok danışanımız oluyor. Bu noktalarda sağlıklı bir beslenme planı ve uygun porsiyon kontrolü, kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca düşük sodyumlu bir diyet, tansiyonu kontrol altında tutmada etkili olduğu gibi, kolesterol seviyelerini düşürmek için doymuş yağ ve trans yağ alımının sınırlanması da bu tarz hastalıklarda yapılacak en öncelikli noktalardan birisi. Ancak her durumda tedavi planı kişiye özgü olmalı, beslenme planı ve yaşam tarzı önerileri, kalıtsal hastalıkların yönetiminde belirli bir noktaya kadar ilaç tedavisinin önüne geçebilir.

Metabolizma yaşı nedir?
Metabolizma yaşı, bireyin fizyolojik, metabolik ve biyokimyasal parametrelerine dayanarak hesaplanan bir kavram. Yaşa göre metabolik sağlığı yansıtan bir değer de diyebiliriz aslında. Kişinin vücut kompozisyonu, kas kütlesi, yağ oranı, insülin duyarlılığı, kardiyovasküler sağlık, kan basıncı ve diğer metabolik parametreler gibi faktörlere dayanarak hesaplanmaktadır. Vücut ne kadar yağlıysa, vücut kilosu ne kadar normalin üzerindeyse vücut o kadar yaşlanıyor da diyebiliriz. Biyolojik yaşı 30 olup tartıda metabolizma yaşı 45-50 çıkan bir çok danışanım oldu. Kilo kaybettikçe vücut hızlanarak metabolik yaşta da düşme sağlamış oluyoruz. Her şeyde olduğu gibi beslenmeyi düzenlemek yine ilk adım… 

Fazla Kilo ne zaman zarar vermeye başlar? En tehlikeli kilo nedir? 
Fazla kilo, sağlık üzerinde çeşitli olumsuz etkilere sahip oluyor. Ancak, tam olarak ne zaman zarar vermeye başladığı ve en tehlikeli kilo noktası kişiden kişiye farklılık gösterir. Fazla kilolu veya obez olmak; kalp hastalığı, yüksek tansiyon, tip 2 diyabet, bel ve sırt ağrısı, eklem problemleri, uyku apnesi, solunum problemleri, bazı kanser türleri, karaciğer yağlanması, safra taşları ve depresyon vb. aslında birçok sağlık problemini beraberinde getiriyor. Bu tarz hastalıklarınız varsa kilonuzu mutlaka kontrol altına alın. Genel olarak, beden kütle indeksi (BKİ) kullanılarak belirlenen tehlikeli kiloların başladığı aralık 25 ila 30 arasında olan "aşırı kilolu" kategorisidir. BKİ’nizi hesaplamak için kilonuzu kilogram cinsinden ve boyunuzu metre cinsinden karesine bölerek bulabilirsiniz. BKİ 30 ve üzeri olan bireyler "obez" olarak sınıflandırılır. Ancak her kişinin vücut yapısı, kas kütlesi, yağ dağılımı ve genetik faktörler gibi farklılıkları olduğundan, BKİ tek başına sağlık riskini tam olarak yansıtmayabilir. Bu nedenle, kişiler sağlık profesyonelleriyle görüşerek kendi sağlık durumlarına özgü değerlendirme ve danışmanlık almaları oldukça önemlidir.

Ekspres kilo vermek mümkün ve sağlıklı ve kalıcı mıdır? 
Evet, hızlı kilo vermek mümkün olabilir, ancak sağlıklı ve kalıcı bir şekilde kilo vermek için genellikle daha dengeli ve sürdürülebilir bir yaklaşım tercih edilmesi gerekir. Hızlı kilo vermek için aşırı kalori kesintisi yapmak metabolizmanızı olumsuz etkiler ve uzun vadede sağlığınıza zarar verebilir. Ayrıca hızlı kilo vermek, genellikle vücuttaki su ve kas kaybına yol açar bu nedenle tartıda hızlı düşme görebilirsiniz ancak bu kilo kalıcı olmaz. Yemeye başladığınız anda verdiğinizin daha fazlasını geri alabilirsiniz. Kalıcı bir şekilde kilo vermek yağ kaybetmek anlamına geliyor, yağ kaybettikçe incelir ve sporla desteklerseniz sıkılaşabilirsiniz. Yağ kaybetmek emek ister ama unutmayın başarı sabır gerektirir.

Kilo almak kadar alamamakta bir sağlık problemi olarak adlandırılabilir mi?
Evet, kilo alamamak veya istenen kiloya ulaşamamak da bazı durumlarda sağlık sorunlarına yol açabilir. Yetersiz kilo almak, vücudun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini yeterince alamama anlamına gelebilir. Bu durumda, vitamin ve mineral eksiklikleri, protein yetersizliği ve diğer beslenme eksiklikleri ortaya çıkabilir. Bu da bağışıklık sisteminin zayıflaması, enerji düzeylerinin düşmesi, kas zayıflığı ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Kilo alımındaki yetersizlik, hormonal düzenlemelerde bozulmalara neden olabilir. Özellikle kadınlarda, adet düzensizlikleri ve hormonal sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bunun haricinde kalsiyum ve diğer önemli minerallerin eksikliğine neden olabilmekte. Bu sebeple kişiler mutlaka bir kan tahlili yaptırarak diyetisyene başvurmalılar.

Yediklerimiz kilo dışında vücudumuzu ve hayatımızı nasıl etkiliyor? 
Yediklerimiz, sadece kilo kontrolü üzerinde değil, vücudumuzun genel sağlığı, enerji seviyeleri, bağışıklık sistemi, sindirim sağlığı, kalp sağlığı, kemik sağlığı, mental sağlık ve yaşam kalitesi üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu besinleri sağlar ve besin değerlerini dengelemeye yardımcı olur. Sağlıklı besinlerin tüketimi, enerji seviyelerimizi dengeleyerek günlük aktivitelerimizde daha enerjik olmamızı sağlar. Aynı zamanda bağışıklık sistemimizin güçlenmesine ve enfeksiyonlara karşı direncimizin artmasına yardımcı olur. Sağlıklı beslenme, sindirim sistemi sağlığını destekler, düzenli sindirim sağlar ve sindirim sorunlarının önlenmesine yardımcı olur. Ayrıca, kalp sağlığımızı korur ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Kemik sağlığını korur ve osteoporoz gibi kemik hastalıklarının önlenmesine yardımcı olur. Zihinsel sağlık üzerinde de etkisi vardır, depresyon, anksiyete ve stres düzeylerini azaltabilir. Uyku kalitesini iyileştirir ve genel yaşam kalitemizi yükseltir. Sağlıklı beslenme alışkanlığı edinerek, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu besinleri almayı ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi hedeflemeliyiz.

Kalp sağlığınız için spor yaparken bu hatalara düşmeyin! Kalp sağlığınız için spor yaparken bu hatalara düşmeyin!

Meslek hayatında yenisiniz en çok kaç kilo veren danışanınız oldu ve unutmadığınız bir anınız var mı? 
Evet aktif olarak 2 yıldır çalışıyorum. Çok güzel kilolar kaybeden çok azimli çok uyumlu birçok danışanlarım oldu. İnsanlarla tanışmak, beslenme rutinlerini ve yaşam alışkanlıklarını değiştirebilmek, hayatlarına dokunmak çok güzel bir duygu. Bu süreçte en çok 53 kilo veren bir danışanım var. Yaklaşık 1 senede hedeflediğimiz kilolara ulaştık hatta şuanda kendisiyle sürece devam ediyoruz. Yaşamında olan değişikliği tarif bile edemem. Bir çok anım var unutamadığım saysam bitmez belki de.. En çok etkilendiklerimden birisi de az önce bahsettiğim danışanımızla olan bir tartı gününe ait. Bir gün hiç unutmam uzun süredir hedeflediğimiz bir kilo vardı ona düştüğümüzde karşılıklı ağladık.. Bu yüzden diyet görüşmelerimiz sadece diyet listesi oluşturup göndermekten ibaret değil her ayrıntısıyla oturup bütün alışkanlıkları adım adım değiştirmek. Bu süreçte hayatında o kadar güzel değişimler oldu ki kendisi mide ameliyatı olmayı aklına koymuş ama bir kez daha birlikte diyet yapmayı denemiş. İnanın bu yol bir o kadar zorken bir o kadar da keyifliydi. En önemlisi sağlığına kavuşması, azim ve istikrarla yola devam etmesi. Daha önce de dediğim gibi hedefinize ulaşmak gerçekten sabır istiyor ve sabrettiğinizde sonucundan inanılmaz keyif alıyorsunuz. Sağlıklı olmak her şeye değer, en önemlisi sizsiniz.

(Röportaj: Çiğdem Özden Demiray)

Editör: Ahmet Tunç