Balıkkaya mı Bağlıkaya mı?…

Çocukluğumuzun Biga’sının bağları vardı. Bugün Arapdede köprüsü, Çanakkale çevreyolu, Zahireciler Sitesi, Sanayi Siteleri, Yeniceköy ile Biga arasında kalan geniş bir bağlık bölge…

Yıkımı olay olan Biga Lisesi de, yeni Belediye binası da ondan önce aynı yerde bulunan Yeni Garaj da, eski itfaiye ve eski itfaiye arkasındaki evler de, kapalı pazar yeri de Biga Şehir Parkı da hep bu bağların olduğu bölgeye inşa edildi.

Sayamayacağım kadar çok bina…

***

Bazı günler annemle beraber Yeniceköye Arzu Halasına giderdik. Kaynanalar Parkı’nın yanındaki Küçük Köprüden geçer, iki yanı bağlarla süslü setin üstünden yürür, tam Yeniceköy Mezarlığının sınırına geldiğimizde annem Fatiha okumaya başlardı. Dedem Arnavut Bilal başta olmak üzere birçok akrabası o mezarlıkta yatıyordu. Bu yol bana çok uzun gelirdi.

Her mevsim kuş sesleri olurdu. Özellikle bahar ve yaz aylarında ise çocuk cıvıltıları, eken ya da ektiğini toplayan insanlar, akşam saatlerinde açık havaya kurulmuş mütevazı sofralar, erik mevsimi her ağacın tepesinde her yaştanveletler… Bahar aylarında daha bir dikkat kesilmiş bağ bekçileri.

Birçok aile bağlarında yetiştirdikleri sebze ve meyveyi hem evinde tüketir, hem de konu komşuya dağıtırdı.

Rahmetli Şükrü Kemerli, Belediye Başkanlığının ilk yıllarında yaptığımız bir görüşmede, “Bağlar Biga’nın akciğerleri” demişti. O zamanlar bile yıpranmıştılar ama en azından “Bağlık” diye bir yerden bahsedebiliyorduk.

***

Biga gazeteleri arşivini incelerken, yazarını hatırlayamadığım bir yazıda Balıkkaya’nın aslının Bağlıkkaya olduğuna dair bir iddia okumuştum. Aslında oldukça mantıklı bir iddia gibi gelmişti. Gayrimüslim cemaatlerin Balıkkaya eteklerinde üzüm yetiştirip şarap ürettiğini, İbrahim Dizman ile yaptığımız sözlü tarih çalışmalarında öğrenmiştik.

Yani belki de Biga, iki bağlık bölgenin arasında cennet gibi bir yerdi eskiden…

***

Ankara’da kurulmuş Bigalılar Derneğinin 10 Mayıs 1967 tarihli genel kurulu için hazırlandığı anlaşılan Kocabaş Çayı gazetesinin ilk sayısının ilk sayfasında yayınlanan, Kamil Nizam Bigalı’ya ait şiirle o güzel bağları ve o güzel günleri analım:

 

BİGA BAĞLARI

Kâmil Nizam BİGALI

Biga bağlanda bülbüller öter.

Güzeller kolkola hep seyran eder.

Güzel seni alıp gitsem kim ne der?

Yakma güzel, yakma beni boşuna.

Çıkma öyle fıkır fıkır karşıma.

 

Biga bağlanda çiçekler açar.

Çiçekler mis gibi kokular saçar,

Biga bağlarına günler hoş geçer;

Yakma güzel, yakma beni boşuna,

Çıkma öyle fıkır fıkır karşıma.

 

Biga bağlanda günler hoş geçer;

Kiraz bahçesine güzeller dolmuş.

Sevenler buluşmuş, garipler kalmış;

Yakma güzel, yakma beni boşuna.

Çıkma öyle fıkır fıkır karşıma.

 

Bağlamam ses verir bülbüller gibi,

Daima efkâr gönüller gibi.

Derdimi anlatır hep diller gibi;

Yakma güzel, yakma beni boşuna.

Çıkma öyle fıkır fıkır karşıma.

 

 

Kocabaş Çayı

Sahibi: “Bu Gazete Bigalılar Derneği Tarafından Çıkarılmıştır”

Mes’ul Müdür: Turhan Onur

Teknik Sekreter: M. Doğançay (Mustafa Necdet Doğançay)

Sayı: Belirtilmemiş ama ilk sayı olduğu “Başyazı”dananlaşılıyor

Sayfa: 1

Tarih: 10 Mayıs 1967

Muhtemelen 1960’ların sonu ya da 1970’lerin başında, Foto İstanbul tarafından hazırlanan beş fotoğraflık Biga panoramasının iki fotoğraflık orta kısmı… Balıkkaya’dan çekilen bu fotoğrafta Biga’nın bitiminde başlayan “yeşil kuşak” bağlarımızdı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir