Yeni insanlık*

Yeni insanlık*

“…Doğarken ağladı insan, bu son olsun, bu son…”

1 Mayıs; yani işçilerin, emekçilerin bayramı ve mayıs ayının tamamı bu yazımın çıkış noktası. Asıl meselem ise yeni dünyanın ayarı. 2020’nin 1 Mayıs’ı ve bu mayısın tüm anları akıllardan çıkmayacak. İşçi Marşı’na saygım sonsuz.

Notalar, sözler, resimler, şiirler, fotoğraflar, teoriler, deneyler her zaman eyleme dönüşebilir; bilim ve sanat dünyayı değiştirebilir. COVİD 19’un da bahane edilmesiyle işsizler çoğaldı. İzlemsel bağlamda bu kapitalizm açısından ekonomik bir sorun. Yerkürenin dönüşü aynı, oysa yaşamın ritmi değişti.

Yeni zamanlarda, sloganlar artık dünyanın tüm işsizlerinin çoğalması için atılacak. “Dünyanın tüm işsizleri, birleşin” sloganı yeni fazda ilk önerim. Zorunlu işsizlik dışında, “işsizlik” bir seçenek, bir tercih, bir tavır olarak da konuşulabilir. Bu anlamda, insanlık sadece kendine yetecek kadarını üretebilir. Üretim – tüketim dengelerinde tarifsiz duygular egemen. Geçmişin sömürülen işçileri ve her türlü emekçileri şimdiki zamanların modern ve post modern artı değerleri. Yeni dünya tasarıları belki sömürü yöntemlerini biçimlendirecek ya da tersine biçimde her şey bir anda değişecek.

“Aslında kimse bu kadar çalışmak zorunda değil” biçiminde bir fikrim var. Belki de artık dünyadaki işsizlerin birleşme zamanı gelmiştir. Üretmeme ve tüketmeme fantezilerinden doğacak ideolojiler tam da bu zamanlarda açığa çıkabilir. Bu süreçte, kentlerden köylere yönelen iyileşme hareketinden yanayım.

Tüm savlarım eğitim ve kültürle bağlantılı. Eğitimin, kültürün ve sanatın biçimlendireceği, cehaletin biteceği, bilimin öncülük edeceği; sezgisel, hissel, entelektüel bir modelde herkes “az şeyle” yetinebilir. Teknolojiyi küresel köye hizmet sananların egemenliği bitebilir. Çok üretmek ve çok tüketmek için çabalayanlar aslında emeğin ve zamanın hırslısıdır.

Sorumsuzca kullanılan, sömürülen bir emek var. İnsan kendi kendini sömürüyor. Emekçiler, zamanını “çok fazla” çalışarak israf ediyor. Ama, virüslü günlerde doğa nasıl kendini buluyorsa insanlar da kendinin keşfine varıyor. Şu sıralar, dünyanın her yanında uykudan uyananlar dünyayla tanışıyor. Herkes kafasına çok şey takıyor, öcüler dağılıyor. Kapitalizmin ruhsuzluğu, mızıkçılığı, yanlış öğretileri ve yanılsamaları çırılçıplak ortada. Eve kapanma zamanları, pencerelerdeki gösterilerle falan dünyanın en büyük uyanışı. Bütün bunlar dünyanın tüm mayıslarını anımsatıyor.

Şarkıda söylendiği gibi, kalabalıkların “eğilmeyen başlarıyla” 1 Mayıslar yıllardır yaşandılar. 77’de kurşun sıkanlar unutulmadılar. 1 Mayıslar yollar yazdılar. 1 Mayıslar alanlarda yazıldılar. 100 yıldan fazla zaman öncesinde işçiler çalışma koşullarının 8 saate inmesi için mücadele ediyordu; 8 saatte kaldılar. Çalışma saatlerinin 5 saate indiğini düşünelim. Bu kapitalizmi bozacak bir şey. Bugünlerde yaşananlar kendiliğinden bir akıma dönüşürse dünya değişebilir. Yeni pankartlara ve sloganlara ihtiyacımız var ve dünya işsizliğe ya da çalışma saatlerinin indirilmesine doğru gidiyor. Eski zaman ideolojileri ve Marx’ın en baba söylemleri yine revaçta. Daha az üretim ve daha az tüketim olacak. 70’leri, 80’leri, 90’ları aklınıza getirin. Yaşamak için biraz ekmek ve çaya, uyanmak için herkesin biraz kahveye ihtiyacı var, o kadar.

Şimdi tüm bunlara yaslanıp, yalınlaşan ve yavaşlayan; yağmura, radyolara, sokaklara, akşamlara, sabahlara yakın zamanlar istiyorum…

Chaplin’in, filminde söylediği gibi… “Bu dünyada herkese yer var. Hızı keşfettik ama yerimizde sayıyoruz. Çok düşünüp, az hissediyoruz. Makineleşme bolluk yerine yokluk getirdi. Makineden çok insanlığa ihtiyacımız var. Beceriden çok iyiliğe ihtiyaç duyuyoruz. Bilim ve ilerleme herkese mutluluk getirsin. Umutsuzluğa kapılmayın. Yaşamı harika bir maceraya dönüştürün. Birlik olup, harika bir dünya yaratalım…”

Ne olursa olsun mayısın ilk günü güzel bir dünyanın evrensel simgesidir. Mayıs günlerinde; emek, demokrasi, barış ve özgürlük havası vardır. Kapitalizm her gün bitebilir. Mayıs bu özlemlere dairdir.

Yine bir filmden… “İnsanın özgürlüğü evrenin adaletidir…

İşçi Marşı ve Çav Bella gibi şarkılar her zaman umut verir.

“Dünyanın güzel günleri, mutlak gelen gündedir…”

İnsanlığın yeni bir versiyonu geliyor.

Bu bir COVİD devrimidir…

*Arkadaşım Laura’ya teşekkür ederim. Başlık için esin verdi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir