Yaşananları geriye sarma şansımız yok. Dolayısıyla özür dilemek zor olmamalıydı. ‘Ben böyle bir durumla karşı karşıya kalsaydım ne yapardım?’ sorusuna cevabım özür dilemek olurdu.

Tahammülsüzlük, teamülleri yerle bir etti!

Başkan özür dilemek yerine, karalama kampanyası başlattı!

Horoz dövüşmek istedi, ‘ip'e sebep serdi, karşılığı susturulmak oldu!

Tüy dikti, yetmedi üzerine sürdü!

Söz ile öz, uzlaşısı olmayan bir çelişki içinde!

Biga halkı aymazlığı izliyor. Seçim zamanı hatırlanmayı bekliyor!

Belediye meclisinde dışarıya çıkarılmaya çalışılan, sadece meclis üyesi İbrahim Demircan değildi!

Samimiyetsizlik; hata yapmaya zorladı!

Hata, başka bir hata ile kapatılmaya çalışıldı!

Halk adına sorulan sorulara cevap vermek yerine, halk tarafından seçilmiş meclis üyesi meclisten atılmak ile tehdit edilip hemen akabinde meclisten atılmaya çalışıldı!

Aydınlatma direkleri, minibüs esnafını ve Biga halkını aydınlatmaya (!) devam ediyor!

Tarihi rezalet! (Geçen haftaki manşeti çaldım. Dolayısıyla özür dilerim.)

Biga Belediye meclisinde olaylar ve olaylar!

Başkan siyaset yaparak, siyaset yapmakla suçladı!

Başkan sorulara cevap veremedi!

Başkan 5.maddeyi oylama yapmadan gündemden çıkardı!

Başkan 5. maddeyi halktan gizledi!

Başkan teamülleri, futbolcu ismi zannediyor! (Thomas Müller)

Meclis karıştı!

Manşet vermek için kendi ile yarışan başkan!

Ahkâm keserken, ahkâmı kesildi!

Doğru söyleyene, 10’uncu köyü işaret eden başkan!

Özrü kabahatinden beter!

Sanırım bu kadarı yeter. Diğerlerini buraya yazmaya benim terbiyem müsaade etmiyor. Ayrıca bunlar benim başlık önerilerim değil.

Ekim ayı Biga Belediyesi olağan meclis toplantısında yaşanan olaylara istinaden, bizzat Bigalıların söylemleridir. En azından yüzüme karşı ve kulağıma söylenenler bunlar.

Olaya benim bakış açım ise şudur.

Yaşananları geriye sarma şansımız yok. Dolayısıyla özür dilemek zor olmamalıydı. ‘Ben böyle bir durumla karşı karşıya kalsaydım ne yapardım?’ sorusuna cevabım özür dilemek olurdu.

Yaşananları vatandaş unutur mu? Elbette unutmaz. Seçim zamanını yani sandığı bekler. Özür dilemek en azından hatanın kabulüne işaret ederdi. Ve erdemli bir davranış olurdu.

İşaret parmağınız ile hedef saptırmaya çalışırken, baş parmağınızın altından kendinizi gösteren üç parmağınızla uğraşmak zorunda kalmazdınız! Freud sevenler gücenmesin, bu parmak tespiti Freud' a aittir.

***

Bu alanda yazmaya başladığımdan beri isim konusu aklımı kurcalıyordu. ‘Serbest Kürsü’ ile ‘Kıyıda Köşede Bir Yer’ arasında kararımı verdim.

Medya Lokum Biga gazetesinin yöneticileri uygun görürse bana verdikleri köşenin adı ‘Kıyıda Ķöşede Bir Yer’ olsun. Bu konu ile bu haftaki yazımın sonuna gelmiş bulunduk. İyi hafta sonları ve bol bereketli bir hafta dileğiyle…