“Buralarda bir film varmış…” diye çıkıyorum yola… Aklıma bir aşk ekliyorum. S’ayıklamalar, k’aralamalar böyle başlıyor. Hayatın manzaralarına bin kadraj. Bana bir fotoğraf makinesi yetiyor. Biliyorsun, bazen sigara içiyorum. Bilmediğim yolları seviyorum. Yayımlanmamış yazılarım var. Buralarda büyük müzik var. Yoldaş şarkılar hep adalara varıyor. Notlarım ve notalarım böyle başlıyor. Geceye bir panayır ekliyorum. Roger Waters politik bir hikaye oluyor.. “Şimdi zamanım yok sonra öpüşelim” diyor dudaklarındaki an, Dandanakan’dan kalan miToloji ezip geçiyor şimdiyi, be’tenimde aSeton izleri, saçLarında kızıl nOtalarım, ben seni çok yalnızlıkla aldattım… Mağaradan sarkan felsefeden varamadım yanıtsıZ kalmalarıma ve seS us’ulca sızdı aradan: “yanıt almamak kadar acıdır yanıtsız bırakmak da…” Bu kaçıncı yanıt(sızı)lığım anahtarı ayYaş bir pOrtenin “la” aralığında sıkışıp (sızıp)kaldığım, bil… bilinmiyor işte bitmezliği not a’lmalarımın… GeCenin kendi başınalığı, ay’artırıl’mış yıldız parlamaları, kutsanmış maestrO çubukları… Klarnet bir heveste bir heVeste, aşkkk ve meşk sarıyor tüm orkestrayı… Şiİrini çizdim ş’aşkın, topLa kalem uçlarımı, baCakların sessiz ve bensiz öğrenmiş naSıLsa usanmayı, bacakların sessiz ve bensiz öğrenmiş naSıLsa uTanmayı… Ay’çiçekler’inin tinsel devinimi en kuzeY kaSabası oluyor şiirlerimin, bir tuvalden kaçırılıyor trenim. DaLi miyim ben yoksa deLi miyim… Şef ! Üfff’lediğin senfoni hangi gecede dur’ak’sız arındırır dokunun sıvısını, doğuşunu geCenin ve dOkunuşunu ısSlak bir elin… Şef ! Bu kaçınCı duYgu yönetTiğin… Be’Tenimdeki aseton izleri en sıCak kasabasıdır kuzeyin… Öpüşelim; ben sır’rrr deliyim...
