Çanakkale Valiliği’nin açıkladığı son turizm verilerine bakınca kentimiz adına mutlu olmamak elde değil. 1915 Çanakkale Köprüsü’nün sağladığı ulaşım kolaylığı, peş peşe düzenlenen festivaller ve fuarlarla birlikte Çanakkale artık sadece geçiş yapılan değil, “konaklanan” bir şehir olmaya başladı.

Rakamlar ortada: 2023’te 976 bin olan yerli turist geceleme sayısı, 2025’te 1 milyon 609 bini aşarak zirve yaptı. Yabancı turist gecelemeleri 293 bine çıktı. Troya Ören Yeri yılda 360 bin, Assos 220 bin, Troya Müzesi ise 206 bin ziyaretçiyi ağırlıyor. Üstelik geçtiğimiz Temmuz ayında vizyona giren Christopher Nolan imzalı “Odyssey” filmiyle birlikte tüm dünyanın gözü yeniden bu topraklara çevrildi. Tur şirketleri Troya’ya özel turlar düzenliyor, Balkanlar’dan ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçiler ören yerlerinde rekor üstüne rekor kırıyor.

Peki, Çanakkale turizmde bu altın çağını yaşarken; kentin nüfus, sanayi, tarım ve ticaret bakımından en büyük ilçesi olan Biga bu tablonun neresinde?

Açık konuşalım: Neredeyse hiçbir yerinde.

Yüz binlerce turist 1915 Çanakkale Köprüsü’nden geçip burnumuzun dibinden akıp giderken, biz Biga olarak bu dev turizm pastasından neredeyse hiç pay alamıyoruz. Oysa mesele elimizde malzeme olmaması değil; tam aksine, birçok şehrin tek başına birine bile sahip olsa dünyaya pazarlayacağı hazinelerin üzerinde oturup bunları vitrine çıkaramamamız.

Bakın elimizde neler var:

PARİON ANTİK KENTİ VE GRANİKOS SAVAŞ ALANI

Bugün Assos ve Troya yüz binlerce insanı kendine çekiyorsa, Kemer köyümüzdeki Parion Antik Kenti’nin neyi eksik? Yıllardır süren kazılarda gün yüzüne çıkarılan antik tiyatrosu, odeonu, Roma hamamları, lahitleri ve binlerce yıllık liman kenti mirasıyla Parion, Troya Müzesi’nin en nadide eserlerini besleyen ana damarlardan biri. Ama iş ziyaretçiyi Biga’ya, Parion’a çekmeye geldiğinde tur otobüslerinin rotası nedense buraya uğramıyor.

Ya Granikos Savaş Alanı? Dünya tarihinin akışını değiştiren Büyük İskender’in, Pers İmparatorluğu’na karşı ilk büyük zaferini kazandığı yer bizim Biga Çayı’mızın (Granikos) kıyıları. Bugün dünya "Odyssey" filmiyle yeniden Homeros’u ve antik çağ savaşlarını konuşurken, İskender’in Asya seferinin kapısını açtığı Granikos Savaş Alanı’nı uluslararası bir kültür ve tarih rotasına dönüştürmek için daha neyi bekliyoruz? Üstelik Kültür ve Turizm Bakanlığı'mızın kararıyla tarihi sit alanı olarak da tescillendi.

Granikos Savaş Alanı'nın başlı başına dünya sahnesinde yeri var oysa...

BİGALI MEHMET ÇAVUŞ, PEGASUS VE NİLÜFER GÖLÜ

Çanakkale’ye her yıl yüz binlerce insan şehitlikleri ziyaret etmek, o destansı ruhu yerinde hissetmek için geliyor. Peki, Çanakkale Savaşları’nda tüfeği tutukluk yapınca eline aldığı istihkâm küreğiyle düşmana karşı koyan, “Mehmetçik” adının sembol kahramanı Bigalı Mehmet Çavuş’un Bahçeli Köyü’ndeki mezarı ve Savaş Galerisi bu ziyaretçilerin kaçına anlatılıyor? Gelibolu’ya giden tur kafilesinin Biga’da mola verip Bigalı Mehmet Çavuş’u ziyaret etmesini sağlayacak bir turizm köprüsü kurmak bu kadar mı zor?

Sadece tarih de değil; mitolojide kanatlı at Pegasus efsanesiyle ve antik dönemdeki adı Pegai ile anılan bir coğrafyadayız. Bir yanda böylesine güçlü bir mitolojik hikâye, diğer yanda Kalafat köyümüzde açan çiçekleriyle görsel bir şölen sunan doğa harikası Nilüfer Gölü var.

İşin bir de gastronomi, deniz ve doğa boyutu var. Bugün Çanakkale’ye gelen yüz binlerce yerli ve yabancı turisti otoyoldan Biga merkeze çekmenin en güçlü anahtarlarından biri de mutfağımızdır. Coğrafi işaretli Biga Köftemiz, Biga Peynir Tatlımız, Karabiga Karidesimiz ve Işıkeli Nohut Kahvemiz başlı başına birer gastronomi durağıdır. Buna Karabiga’nın Mavi Bayraklı koylarını, Priapos Antik Kenti’ni ve dört mevsim sağlık turizmine hizmet edebilecek Kırkgeçit Termal potansiyelini eklediğinizde, Biga’nın aslında 12 ay yaşayan bir turizm merkezi olabileceği açıkça görülüyor.

ARTIK POTANSİYELİ KONUŞMAK DEĞİL, HAREKETE GEÇMEK ZAMANI

Biga; tarımıyla, sanayisiyle, ticaretiyle kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir ilçe. Ancak turizm, bir kentin hem ekonomisini çeşitlendiren hem de marka değerini büyüten en önemli vitrindir.

Çanakkale genelinde konaklama ve ziyaretçi rekorları kırılırken Biga’nın bu yükselişin dışında kalması kader değil, tamamen tanıtım ve planlama eksikliğidir. Yerel yönetimden sivil toplum kuruluşlarına, turizm paydaşlarından ilgili bakanlık birimlerine kadar herkesin artık ortak bir masada buluşması gerekiyor.

Parion’u, Granikos’u, Bigalı Mehmet Çavuş’u, Nilüfer Gölü’nü ve Pegasus hikâyesini birbirine bağlayan bütüncül bir Biga Turizm Rotası oluşturulmadığı sürece, biz daha çok yıllar “Çanakkale turizminde yüzler gülüyor” haberlerini uzaktan okumaya devam ederiz.

Üstelik Biga Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şadan Doğan'ın sürekli gündemde tuttuğu ve yapılması planlanan Biga Yat İhtisas Serbest Bölgesi yatırımı, OSB Genişleme sahası yatırımı sonrası ilçemize gelmesi planlanan yeni fabrikalar ve Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi'nin de yakından takip ettiği Karabiga Limanı gibi devasa yatırımların artık yatırım aşamaları sürecine geldiği bir dönemdeyiz.

Çünkü bu dev sanayi ve liman yatırımları sadece üretim demek değil; aynı zamanda Biga’ya gelecek binlerce yerli-yabancı yatırımcı, mühendis, iş insanı ve deniz tutkunu demektir. Yat İhtisas Serbest Bölgesi ve Karabiga Limanı kıyı şeridimizi deniz turizmine açarken, büyüyen OSB’miz ve her yıl bölgeye on binlerce kişiyi çeken Biga Fuarımız da ilçemizde nitelikli konaklama ve iş turizmi ihtiyacını zorunlu kılıyor.

Şimdi Biga Kaymakamlığımız, belediyelerimiz, Biga TSO, ÇOMÜ ve tüm sivil toplum kuruluşlarımızla ortak bir "Biga Turizm Master Planı" hazırlayarak bu büyük potansiyeli ekonomiye kazandırma vaktidir.

Elimizde büyük fırsatlar var. Biga'mızın turizm konusunda tüm bileşenleriyle bir araya gelmesi gereken bir dönemde olduğumuzu içtenlikle paylaşmak istiyorum.